30 Kasım 2012 Cuma

GARİP...


Uzun zamandır yazmadığımı fark edip yazmaya başlamak; son zamanlarda hep başıma gelen bu... Niye o kadar yazmaya ara verdiğimi düşündüğümde, tek cevabım aklımdan geçenleri yazıya dökerken, kafamdan geçenlerin karşılığını verecek kelimeleri yetersiz bulmam ya da kelimelerin hislerimi karşılamaması... Geçenlerde karşıma çıktı bu cümle... ''Dengin dengini bulmasıdır; en büyük mutluluk bu dünyada.'' diyor Aiskhylos; hem çok zor, hem çok imkansız ve hem de çok manasız gibi geldi bana... Ama mümkün olsa; dünyada aşka dair, ilişkilere dair pek sorun olmazdı gibi; bütün problemler birbirini anlamamak ve anlamak istememek üzerine yoğunlaştığına göre, sorunsuz bir ilişkiler yumağı olabilirdi ve bu da çok sıkıcı olabilirdi... İnsan, çok garip, mutluluk da mutsuzluk da besin kaynağı sanki insanın... Hayatın dinamiğinin içinde yükselip alçalan bir grafik olduğuna göre, hiçbir duygu da stabil değil... Bazen çok değer verdiğiniz birinin bazen yüzünü görmek istemiyorsunuz; bazen çok güvendiğiniz birinden bazen çok şüphe duyabiliyorsunuz ve bazen çok inandığınız birine bazen hiç inanmıyorsunuz ve hayat bu duyguların içinde evrile evrile sürüyor... Herşey o kadar hızlı ki, zamana da, insanlara da, olaylara da, duygulara da yetişemiyorsunuz.. Tüketim zihniyetinin bize verdiği emri harfiyen uyguluyoruz... "Al, Tüket; At" ve hatta "Al, Tüketmeden At"... bu emri uygulayan herkes, hayata ve insana dair herşeyi, artık tüketmeden atıyor; onu aldığı an zaten onu tüketmiş oluyor işte.. O zaman da emek harcamak, önem vermek, değerli kılmak mümkün olmuyor, çünkü vakit olmuyor ve çünkü binlerce alternatif var daha tüketilecek... daha hızlı olmak gerekiyor... "Başarısızlık bir seçenek değildir" diyordu filmde.. İşte bütün bunları düşündüğümde; hayatı bu derece samimiyetsiz yaşayıp başarılı olmaktansa; başarısızlığı çok onurlu bir seçenek olarak kabul edesi geliyor insanın.... Yine de ve herşeye rağmen; "Dum Spiro Spero" yani; Nefes aldığım sürece umut edeceğim... Neye dair; insan olmanın gereğini herkesin birgün hatırlayacağına dair elbet... Nişantaşı-Kasım 2012