9 Ekim 2010 Cumartesi

Farkında Olmadıklarımız...

Bert Hellinger (www.hellinger.com) geçmişte yaşamış olan, bugün yaşayan ve gelecekte aileye katılacak olan her bireyin aidiyet hakkı olduğunu söyler.

Hellinger’e göre, çeşitli sebeplerle aileden ayrılmış, dışlanmış kişiler, düşükler kürtajlar hep aynı aidiyet hakkına sahiptirler. Ailenin geçmişinde farkında bile olmadı......ğımız bir kişi dışlanmış ya da unutulmuş olabilir. Bu durumda sistemsel bütünlüğün yeniden kurulması gereği doğa...r. Yeni nesillerden birinde geçmişteki bu olayın farkında bile olmayan bir birey o dışarıda kalmış olanın kaderine dolanıp, onunla özdeşleşebilir.

Bu tür kişiler yaşamlarını benzer sorunların içinde geçirirler. Bir gün olur da özdeşleşme ya da kadere dolaşmışlık fark edilir, temsil edilen bireyin aidiyet hakkı iade edilirse onların kendini yineleyen sorunları da otomatik olarak ortadan kalkar. Görülmesi gereken görülmüş, iade edilmesi gereken hak edilmiş, onurlandırılması gereken onurlandırılmıştır…

“Ailenin geçmişinde dışlanmış olanlar, bugün yaşayan nesilden bir birey tarafından temsil edilirler” dedik. Bazı ailelerde dışlanmış olanlar sayıca çoktur. Bu yüzden yaşayan nesillerde yeterince temsilcinin olamadığı durumlar oluşabilir. Bu, benzeri veya bambaşka bir durumda, dişi ilke ile sıkı sıkıya bağlı olan işyerleri ailede unutulmuş veya dışlanmış birini, erken ölmüş bir ablayı, kız kardeşi, halayı, teyzeyi, hatta bazen söz verilip sonra da terk edilmiş eski bir sevgiliyi temsil edebilir.

Eğer ailenizin geçmişinde benzer bir durum varsa, işyerinizi onu sisteme katma içgüdüsüyle kurmuş olabilirsiniz (belki de atalarınız bu amaçla kurmuşlardı ve işyeri size devroldu). Böylesi bir hal işyerinizde sürekli benzer sorunların ortaya çıkmasına sebep olur. Siz bu hikâyeyi göresiniz, dışlanmış, unutulmuş olanı katasınız diye bekleyen sistem, size bu hali zorluklar, sorunlar ve sıkıntılarla görünür kılmaya çabalar.

1 Ekim 2010 Cuma

Bir de bu açıdan bakın istedim:)

Dostlar;

Yaz aylarını geride bıraktığımız, sonbahar mevsimini yavaş da olsa hissettiğimiz ve Ekim ayına girdiğimiz bugün hepinize merhaba.

Yaz aylarında kim bilir ne çok farkındalık dolu deneyimler yaşadınız. Herkesin deneyimi kendine özgü değil mi?! Bunların kimileri sizi mutlu etti, kimileri hüzünlendirdi, kimileri mutsuz olduğunuzu hissettirdi. Yaşadıklarınız her ne ise yaşadınız ve bitti belki hala devam ediyordur. Hiç düşündünüz mü? Bu yaşadığım olay, durum benim hayatıma girerek bana ne öğretti? Neyi anlamamı sağladı? Neyi anlamamı istiyor?

Genellikle olayların içindeyken merkezimizden uzaklaşırız. Oysa bir silkelenip kendimize dışarıdan bir başka göz bakıyormuş gibi bakarsak neleri görüp, neleri fark edeceğiz?

Hayatta olan her şey mükemmel bir sistem ve düzen içinde olmaktadır. Olumsuz olarak değerlendirdiğimiz durumları niye bunu yaşıyorum diye söylenerek geçiririz. Daha sonra ise iyi ki öyle olmuş dediğimizde çoktur. Her birimiz yaşadığımız olaylara kendi bakış açımıza ve algılamamıza göre yorum yaparız. Bakış açımızı belirleyen nedir? Geçmişte yaşadıklarımız, ailemiz, yetiştiğimiz çevre, duygularımız, korkularımız, yaşam biçimimizdir. Yaşadığımız her deneyim bize bir şey öğretmek için gelmiştir. Deneyime teşekkür ederek karşılarsak hoş geldin gel bakalım bana ne öğretmek istiyorsun? diyerek hareket ettiğimizde anlamaya başlarız ve anladığımız anda aynı deneyim tekrar gelmez. Öğrendim zannederek tam anlamamışsak veya isyan edersek biz anlayıncaya kadar, kabul edinceye kadar dersimiz defalarca çeşitli şekillerde önümüze gelir. Anlayanlardan olmamızı dilerim…

İflas eden bir kişi hayata kızgındır. Öfkelidir, kırgındır, üzgündür. Durumu anlaması için bu kişiye çok mesaj gelmiştir ancak anlamayıp kızgın ve öfkeli haline devam ettikçe aynı psikolojide kalacağı deneyimler tekrar eder. İşte kısır döngü başlamıştır. Kendisini öfkeye, kızgınlığa teslim edince öfke ve kızgınlık enerjisini büyütmüştür. Bu sırada onunla birlikte olan aile, çevresinin dersi de devam etmektedir. Hiç kimse tesadüf eseri bir araya gelmez. Mutlaka birbirinden öğreneceği bir şeyler vardır. Birbirinden bir şekilde besleniyordur. Zor, kötü, felaket dediğimiz olaylar bize bir şeyleri öğretip bizi geliştirip büyütmek için hayatımıza girer. Olayı kabul edip teşekkür etmezsek tekrarları yaşarız. Kabul edip teşekkür etmeliyiz. Böyle bir duruma nasıl teşekkür edilir diyebilirsiniz.! Böyle davranmadığımız için tekrarlar yaşanır ta ki anlayıncaya kadar…En başta kendimizi ve olayların içinde yer alan kişileri affettiğimiz an değişim başlayacaktır. Evren belki sizin için çok daha güzel plan yapmaktadır ve o planın gerçekleşmesi için sevmediğiniz durumları yaşamış olabilirsiniz. Kişi öfke ve kızgınlık haline devam ettikçe yeni gelişmelere engel olur. Kabul ve teşekkür ise önünüzü açarak sizin henüz bilmediğiniz fırsatları sunar. Ne oluyorsa sizin iyiliğiniz ve hayrınıza oluyordur. Yaşadığımız her olay bir korkumuza veya duygumuza hizmet ediyor. Yaşadığınız ve olumsuz diye yorumladığınız olay ve durumlarda mutlaka bir yanınızı iyileştiriyorsunuz.

Farkındalık burada son derece önemli …

Yaşadığımız her ne ise nedensiz olmadığını anlarsak, fark edersek işler yolundadır. Etiketler yapıştırıp felaket tellallığı yaparsak ne yapıyorsanız onu büyütürsünüz. Ne oluyorsa mükemmel şekilde olmaktadır…Yaşarken tanıdığımız veya tanımadığımız pek çok kişiyle iletişim halindeyiz ve birbirimize hizmet ediyoruz. Farkında olsak da olmasak da!

Yaşanan olaylara teşekkür edip akışta devam edelim…

Yargılamayalım başkasında görüp beğenmediğimiz yön bizde de var. Sadece herkesin seçimi farklı. Herkes seçimi yönünde yaşar ve gelişir. Başarısızda olursunuz, başarılıda…Güçsüzde olursunuz, güçlüde…Öfkelide olursunuz sevgi doluda…darlık içinde de olursunuz bolluk içinde de …bunların hepsi bizim duygu ve korkularımızı anlamamız için hizmet etmektedirler. Hangisini seçeceğimiz ise tamamen bizi ilgilendirir. Sorumluluğu kimsenin üzerine atamayız. Onlar bize yardımcı olmak için gelenler seçimi yapan biziz sadece biz…Kendimiz!

Hayatımızı bir film şeridi gibi düşünelim önce kendimizden başlayarak bilerek veya bilmeyerek kırdığımız insanları affedelim. Kendimizle, hayatla, yaptığımız seçimlerle dost olalım.

Sizin ve bütünün hayrına olmasını istediğiniz ne varsa seçiminizi yapıp her gün sabah akşam bunu tekrarlayıp teşekkür ve şükürle bitirmenizi öneririm. Hayatı güzel yaşamak herkes gibi sizinde hakkınız sadece samimiyetle seçim yapınız. Ben her sabah uyanırken çok şükür sağlıkla uyandım ve nefes alıyorum derim. Sevgi, sağlık, mutluluk, huzur, coşku, neşe, bolluk, bereket yaşamımda olduğunuz için teşekkür ederim . Aynaya bakarak gülümserim ve seni çok seviyorum Sevgi diyorum. Akşam yatarken yaşadığım tüm deneyimlere teşekkür ederim. Şükürler olsun diyerek hayatın akışında güvende olduğumu bilerek olanın en yüce hayrıma olduğunun bilinciyle huzurla uykuya geçiyorum…

Akıştayım…

Sizde günlerinizi nasıl yaşamak istiyorsanız sabah, akşam o cümleleri kurarak ve muhakkak teşekkür ve şükürle bitirmenizi öneririm.

Yeni bir döneme başlarken, yaşama daima gülümseyerek, gelen deneyimlerin sevgiyle, bilgece olmasına niyet ettim ve seçtim. Size de öneririm.

Sonsuz sevginin ışığında aydınlık günler sizinle olsun:) Öyleyse olsun…
Sevgiyle…

Sevgi Şahin
Enerji ve Yaşam Koçu