24 Eylül 2010 Cuma

içimden geçenler...

Filozof Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, agzına geleni söylemiş. Bakmış Socrates'ten hiçbir tepki yok, bir kova suyu alıp Socrates'in başından aşağı boşaltmış. Sokrates bunun üzerine: "Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağnak zaten bekliyordum". demiş.



Bazen haksız yere gürültüler kopabilir, sükunetle beklemek lazım ardından gelip geçecek olan sağnağı..bırakın boşaltsın kendini, çünkü hiçbir sağnak sonsuza kadar yağmaz, eninde sonunda arkasından güneş parlayacak herzaman olduğu gibi:):)

12 Eylül 2010 Pazar

Çok Üzgünüm Atam!!!

"Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler." demiştin ya Atam...

Bütün tersaneleri sattılar zaten özelleştirme kisvesi altında, bütün orduları dağıttılar zaten ergenekon kisvesi altında ve memleketin her köşesi zaten yabancılara satıldı; çünkü almış oldukları emlaklar sayesinde toprağı da satın almış oldular... Şimdi yattığın yerden şunu söylüyo musun acaba "Unuttunuz bütün sözlerimi; yıkın artık bütün heykellerimi"!!!!

7 Eylül 2010 Salı

Neden HAYIR a mükemmel açıklama,,,

Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen, bugün köşesinde referandumda vereceği oyu açıkladı. Kendisinden bekleneceği üzere "Hayır" oyu verecek olan Sirmen'in yazısında ilginç olan şey ise Sirmen'in Hayır gerekçesini
Tayyip Erdoğan'dan almış olması.

Eşinin okuduğu ve bunu yaz dediği, Erdoğan'ın bir açıklamasını köşesine taşıyan Sirmen, yazısında neden "hayır" vereceğini şöyle anlatıyor.

Son zamanlarda, artık "evet mi hayır mı?" sorularından bıkmaya başlamıştım ki, Mine cumartesi günkü gazetelerden birinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir açıklamasını okudu ve hemen buyurdu:
- Her şeyi açık açık anlatıyor. Sen de bunu yaz da herkes görsün!
Bir köşe yazarı, karısı yaz deyince, yazmaktan başka ne yapabilir ki? Ben de yazıyorum.
Bakın Tayyip Erdoğan perşembe günü katıldığı iftar yemeğinde ne demiş:
"İnanın ayaklarımızda pranga var. Biz prangaları çözemediğimiz sürece, sizler belki dışarıdan zannediyorsunuz ki, parlamentonun yüzde 65'ine sahipsin çöz de git! Neyi çözüyorsun?
Türkiye'de parlamentonun da, yürütmenin de üzerinde bir yargı gücü var. Seni engelliyor. Ben bugün vali ataması yapamıyorum. Seni engelliyor. Atadığım valiyi geri iade ediyor aynı anda. 23 kere bir müdürü geri iade ediyor (geri iade ediyor denmez ama üslup Başbakan'ındır aynen koruyorum A.S.) Ben bir yürütme ve hükümet olarak, istediğim müdürü istediğim yere atayamazsam, istediğim valiyi istediğim yere atayamazsam, bu ülkede ben nasıl icrai faaliyet yapacağım? Halkın karşısına o mu geliyor, ben mi geliyorum?.. Yarın beni siz yargılayacaksınız, vatandaş yargılayacak. İyi yaptın kötü yaptın diye bana diyecek olan kim. Onlar halkın karşısına çıkmıyor ki, ben çıkıyorum halkın karşısına. Hesabı veren ben, ama gelip bana zulmeden de o. Bu böyle yürümez. Onun için bu anayasa değişikliğine evet istiyoruz."
***
Tayyip Bey'in 23 Nisan 2010 yılında koltuğunu sembolik olarak küçük bir çocuğa bırakırken söyledikleri de şuydu:
- Artık mühür sende, ister asarsın, ister kesersin!
Tayyip Bey'in bu iki konuşması 12 Eylül'de anayasa referandumunda neden hayır oyu vereceğimi gayet iyi açıklıyor.
Görüyorsunuz Tayyip Bey kendi sözleriyle açıklıyor ki, 12 Eylül oylamasının asıl gerekçesi kendi astığı astık, kestiği kestik yönetiminin önündeki yargı engelini kaldırmak. Tayyip Bey'e bu açık sözlü konuşmasından dolayı çok teşekkür ederiz. Bütün aldatmacaların ardında, gerçek niyetin ne olduğunu şimdiye dek hiç kimse, bu kadar net bir biçimde anlatamamıştı.
Teşekkürler Tayyip Bey! "Hayır"ın en güzel en açık gerekçesini bizzat siz verdiniz.

Facebook'tan alıntıdır...

Başka Bir Gözden...

06.09.2010 22:00

Bolu Adliyesi'nde Ağır Ceza Hakimi olarak görev yapan Çetin Canbazoğlu, kendi Facebook sayfasında referandum ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Bir hakimin feryadı olarak yorumlanabilecek yazıda Canbazoğlu, tüm yurrtaşlara seslendi.

İşte Canbazoğlu'nun o mektubu:

Ben bir Türk Hâkimiyim!

Hâlen, .bağımsız" yargının bir mensubu olarak Bolu Adliyesinde Ağır Ceza Hâkimi sıfatıyla görevime devam ediyorum.

23 yıla varan meslek hayatım boyunca, bakmakta olduğum davalar hakkında karar verirken, hiç kimsenin tesiri altında kalmaksızın, sadece .vicdânî kanaatlerimin sesini. dinledim; haklı olduğuna inandığım davaları kabul; inanmadıklarımı reddettim.

Yargının .bağımsız. oluşundan aldığım güçle birilerini mutlu etmek için değil, kanuna ve hukuka uygun olarak, dâimâ .vicdânî kanaatlerime göre. karar verdim.

Şüphesiz, mesleğimin icrası sırasında, kararlarımı etkilemeye çalışan unsurlar hep oldu; ama, ben, hiç birine kulak asmadım; telefon ettiklerinde âhizeyi suratlarına kapadım; odama girdiklerinde kapı-dışarı ettim; .kendi hür vicdânım dışında" kimseye .eyvallahım. olmadı!

Çünkü, arkamda, mensubu olmaktan her zaman gurur duyduğum .Büyük ve Bağımsız Türk Yargısı. vardı!

Eğer, mensubu olduğum yargı kuvveti, .bir yerlere bağımlı. olsaydı, yargılamaya ilişkin yetkilerimi vicdânî kanaatlerime göre değil, .birilerini. memnun etmek için,onların arzuları, çıkarları ve tâlimatları doğrultusunda kulanmak mecburiyetinde kalacaktım; bu durumda ise, haktan, hukuktan, adâlet ve hakkâniyetten söz edilemeyecekti.

Kezâ, yüce yargı, eğer .bağımlı. olsaydı, mesleğimi, yargıyı bağımlı hâle getiren siyasî iktidar mensuplarının görüş ve tâlimatları yönünde icra ediyor; kararlarımı da (açıktan açığa olmasa bile, gizliden gizliye) onların emirleri doğrultusunda veriyor olacaktım! İşte, benim, bu .en büyük nimetim., kendi hür ve özgür iradem / vicdânî kanaatim, 12 Eylül 2010 Pazar günü -ne yazık ki, bir daha geri verilmemek üzere- elimden alınmak isteniyor; bundan böyle, kolu-kanadı kırılmış,b ağımlı ve cüce bir yargının mensubu olarak siyasî iktidârların robotu haline getirilmek isteniyorum!

Şimdi, buradan, evetçilere, şimdilik evetçilere, yetmez ama yine de evetçilere ve .boykotçulara seslenmek istiyorum: Benim, bir hâkim olarak, yargısal kararlarımı .kanuna ve hukuka uygun biçimde vicdânî kanaatlerime göre. mi, yoksa .siyasî iktidârlara mensup organ, makam, merci veya kişilerin emir ve tâlimatlarına göre. mi vermemi istersiniz? Suçsuz olduğuna inandığım bir sanığı tam beraat ettirmek üzere iken, o sırada beni arayan kişinin aksi yönde karar vermemi emir buyurması üzerine (içim kan ağlayarak) mahkûmiyetine karar vermem hoşunuza gider mi?

Veya, tam tersi, eldeki delillere göre cezalandırılması gereken azılı bir fâili, hakkettiği cezaya çarptırmak üzere iken, fütursuzca odama dalan .birinin ya da birilerinin zoru ile" beraat ettirmem, adalet duygularınızı incitmeyecek mi?İşte, anayasa değişikliği ile yapılmak istenen budur!

Asıl amaç, bugüne kadar bin türlü hileye, bâdireye, entrikaya, tertip ve düzene rağmen, hâlâ .bağımsız. kalabilmeyi başarmış olan Yüce Türk Yargısını, idareye bağımlı bir .robot yargı. haline dönüştürmektir!

Bundan, hiç şüpheniz olmasın!

Ben. Halkoylaması sonrasında eskiden olduğu gibi, kararlarımı, yine kendi hür irademle baş başa kalarak vermek istiyorum; idarenin mümessilleriyle kafa kafaya vererek değil!

Ben. Kararlarımda bana tesir etmeye çalışan kişilerin suratlarına eskisi gibi telefonu kapamak; odama girdiklerinde ise yine kapı-dışarı etmek istiyorum; her telefon ettiklerinde esas duruşa geçmek ya da mahkemeye geldiklerinde onları başköşelerde ağırlamak değil! .Evetçiler / Boykotçular., ne olur, mesleğimin biricik güvencesi, varlık sebebi, olmazsa olmazı, bütün gücü-kuvveti, güzelliği, hatta süsü olan .hür irademi / vicdânımı. lûtfen, ama lûtfen elimden almayın; onu bana çok görmeyin; beni birilerinin kulu, kölesi, ırgadı, marabası, kuklası, robotu haline dönüştürmeyin!

Ne olur! Bağımsız Türk Yargısının onurlu bir mensubu olarak -gerekirse- sizlere yalvarıyorum:

Kararınızı lûtfen bir kez daha gözden geçirin!

Ne olur!

Çetin Canbazoğlu

5 Eylül 2010 Pazar

Gelen Bir Mail; Sadece Paylaşmak İstedim; Neden mi: İçim Acıdı Çünkü...

Gerçek EVETçiler ve gerçek HAYIRcılar!!!

Ekrem Kün

- Türkiyeliyim diyenler: Evet.
- Türküm diyenler: Hayır.

- Federasyoncular: Evet.
- Tek Türkiyeciler: Hayır.

- Gayrı milliciler: Evet.
- Milliciler: Hayır.

- Rantiye alayı: Evet.
- İşsizler ordusu: Hayır.
- Büyük Market sahipleri: Evet.
- Mahalle Bakkalları: Hayır.

- Sinsi dinciler: Evet
- Gerçek dindarlar: Hayır.

- Mağrurlar: Evet.
- Mağdurlar: Hayır.

Yukarıdakiler: Evet.
- Aşağıdakiler: Hayır
- Mesut Barzani: Evet.
- Şehit Aileleri: Hayır.
- PKK: Evet.
- Mehmetçik: Hayır.
- Rahip Bartholomeos: Evet.
- Anti-Pontusçular: Hayır.
- Dönme "liberaller": Evet.
- Milliyetçiler/Ulusalcılar: Hayır.
- MÜSİAD: Evet.
- Bakkallar Federasyonu: Hayır.
- Sezen Aksu: Evet.
- Kadir İnanır: Hayır.
- Nihat Doğan: Evet.
- Tarık Akan: Hayır.
- Ahu Tuğba: Evet.
- Nasuh Mahruki: Hayır.
- Ferit Şahenk: Evet.
- Çarşı esnafı: Hayır.
- Abdullah Gül: Evet.
- Süleyman Demirel: Hayır.
- Hilmi Özkök: Evet.
- Kemal Kılıçdaroğlu: Hayır.
- Yaşar Büyükanıt: Evet.
- Devlet Bahçeli: Hayır.
- Aziz Yıldırım: Evet.
- Adnan Polat: Hayır.

- Çokuluslu şirketler: Evet.
- İflas eden esnaf: Hayır.
- Gemi sahipleri: Evet.
- Kayıkçı ve kürekçiler: Hayır.
- Pırlanta mağazası sahipleri: Evet.
- İşsiz üniversite mezunları: Hayır.
- Küresel oyunları bilmeyenler: Evet.
- AB ve ABD'nin plânlarını bilenler: Hayır

- Bu yazıyı hemen silecekler: Evetçiler.

Enteresan Saptama..

Kötü günlerin getirisi nedir biliyor musunuz? Ak-kara çıkar ortaya, dostu düşmanı iyi tanırsınız.

AKP iktidara gelmeden önce yapılan Cuma eylemleri vardı. Türbana özgürlük isteniyordu. AKP.nin de kemik tabanı olan kesim Ayasofya.nın ibadete açılması yönünde fikir yürütüyordu. Hatta Ayasofya camisinin ibadete açılamamasını mason idarecilerin bağımlılığı ile izah ediyordu.
AKP iktidar olunca Cuma eylemleri bitti. Zannedersiniz ki türban serbest bırakıldı, Ayasofya Camisi ibadete açıldı. Şimdi Diyanet İşleri Başkanı Ayasofya Camisinde ibadet yapılabileceğini söylüyor. Müslümanlara sandınız değil mi? Hayır güzel kardeşlerim, Barteleamus.a(!). Hani şu Fatih İstanbul.u fethetti diye kilisenin bir kapısını zafere kadar kapatıldığı kilisenin şimdiki Papazına. Bardakoğlu Fatih.in Ayasofya camisini camiden başka amaçlar için kullananlara beddua ettiğini bilmiyor mu? Müslüman.a açılamayan cami Barteleamus.a ayine açılacak öyle mi?.. Zannedersiniz ki Türkiye.nin illeri büyük Hristiyan nüfusa sahip, kiliseler yetmiyor. Madem tarih bilgin yok, bari konuşma. Avrupa.da din adamları sadece dini anlatmaz. Onlar dünya siyasetini bilir, ülkelerinin çıkarını korur.
Diyanet İşleri Bakanlığı üç bakanlık bütçesine denk bütçeye sahip ama birçok cahil hoca yetiştirir. Sayın Bardakoğlu, dinin neresinde torpille Hacca görevli imam göndermek var? Sizden toplumsal konularda bir açıklama duyamıyoruz? Mesela işi ehline vermemenin dindeki karşılığı nedir? 21 y.y. da bile cahiliye devrini hatırlatan berdel nikahını kıyan hocalarınız hakkında ne düşünüyorsunuz? Dedesi olabilecek yaştaki adamlara küçücük kız çocuklarını kanuni hakları gasp edilerek kimin imamları nikahlıyor? Onca din görevlinizin Güneydoğuda görev yapmasına rağmen kan davası ve kız çocuklarına cahiliye devrinde davranıldığı gibi muamele edilmesi konusunda halkı niye aydınlatamadılar? Kendileri de farklı düşünmedikleri için mi? Sizler üç bakanlık bütçesi ile Vatikan.a dönerken İslamı da imamların dini haline getirdiniz. Hristiyanlık ne zaman bozuldu biliyor musunuz? Papazların dini haline gelince. Sizler de dinimizi hocaların dini haline getirdiğiniz için insanlarımızın cemaat ve tarikatlara kapılandığını niye sorgulamıyorsunuz acaba? Aslında iyi bir açılımın da DİYANET.e yapılması lazım.
Eyy Müslümanlığı hiç kimseye bırakmayan yandaş Müslümanlar!!.. Evet, sizlere söylüyorum!!. Eğer bu kiliseleri CHP, MHP gibi partiler açsaydı kafirlikle, gayrimüslimlere hizmet etmekle suçlar mıydınız? Suçlardınız!!. Hatta yedi sülalelerini araştırıp Ermeni, Yahudi, mason olduklarını yayar mıydınız? Yayardınız!! Şimdi gözünüz kör, diliniz lal, kulağınız sağır oldu değil mi? Hiç utanmıyor musunuz? Hadi insanlardan utanmıyorsunuz, Allahtan da mı korkmuyorsunuz? Bu bir münafıklık alameti değil de nedir? Siz dine ve Peygambere ihanet ediyorsunuz. Particiliğiniz Allah.ı ve peygamberini unutturdu, partiyi din edindiniz. Sizi putperestler sizi.
AKP döneminde dine en büyük ihanet yaşanıyor. Osmanlı.nın yıkılmasına sebep olan İngiliz Müslümanlığı yerine ABD Müslümanlığı kondu. O zaman da bilim reddedilmişti, şimdi de reddediliyor. Hıristiyan aleminin yaşadığı Ortaçağ karanlığına biz 21.y.y. da sürükleniyoruz. Türkan Saylan vefat ettiğinde din adına iğrenç cinsel içerikli küfürlü yorum yollayan sözde Müslümanlara tanık olduğumda din adına yapılacak zulümler beni gerçekten ürkütmüştü. Oysa bizler sevilmeyen insanlar vefat ettiğinde bile büyüklerimizin .arkasından kötü konuşmayın, ölenden şeytan dilini kesmiş. sözüyle büyüdük. Cinsel içerikli hakaretten başka bir fikri olmayan bu güruh nerede yetişti? 7 yılda AKP yetiştiremeyeceğine göre, bu ortaçağ karanlıklı beyinler nasıl yetişti? Gerçek aydınlar, Allah aşkına şu dinin aslını öğretin bu millete. Yoksa derviş Mehmedi olaylarını gene yaşayacağız.
Yezid Müslümanlığı zuhur ediyor görmüyor musunuz? İslam.ı ilk siyasallaştıran Emeviler .devleti yönetenlere isyan günahtır. diyerek yaptıklarına koruma kalkanı oluşturmuştu. Bizim Emeviler de dokunulmazlıkları koruma kalkanı yapıyor. Yezid, önüne getirilen Hz. Hüseyin'in kesik başını, acılı kız kardeşine göstererek Allah'a şöyle iftira ediyordu: "Onu Allah öldürdü!" Bizim Yezid.in yolunu izleyenler de göçük altında kalarak hayatını kaybedenler için ne diyordu? .Kader. diyordu. Yani, taşeronlarının hatalarını kapatıp Allah.ı suçluyordu. Osmanlı.yı yıkan sebeplerden biri de bu yanlış kadercilik anlayışıdır. Batıl kadercilik anlayışı İngilizler tarafından dine sokuşturulmuş, külliyeler pozitif bilimlerden uzaklaştırılmış, somutlar terk edilirken sadece soyut üzerinden din yozlaştırılmıştı. Soyuta hikayeler-hurafeler monte edebilirsiniz, ettiler de.
İslamın neresinde kapitalizm var. Müslüman sadedir, çılgın gibi tüketmez. Müslüman tüketim çılgınlığına küresel baronlar adına teslim olup borçlanmaz, borçlanmaya teşvik etmez. İslam üretimi teşvik eder. Oysa sizin Müslüman dediğiniz Ebucehiller, ülkemizi bir avuç Sırbistan.dan hayvan ithal edecek noktaya getirdi. Bu bereketli topraklarda ayçiçeği, mısır, buğday, et vb. lerini ithal etmeye utanmıyor musunuz? Dindar dediğiniz küresel sermayenin maşaları ülkeyi marka cenneti yaptı. Bu ülkede asgari ücret kaç lira? İşçinin aldığı asgari ücret o markalı mağazalardan bir fular alabilir mi? Bu mu sizin Müslümanlığınız? Allah.a iftira edenleri dindar diye baş tacı etmeye utanmıyor musunuz? Sizleri tefecilik sistemi gibi çalışan bankalara mecbur kılan, daha da beteri bu mecburiyeti destekleyen şarlatanlığı daha ne kadar destekleyeceksiniz?
Allah.ın bilim sıfatını inkar edercesine İsevi bir Müslümanlık yarattınız. İsevi olanlar ise tam tersine Allah.ın bilim sıfatına sarıldı. Bu ne ahmak din anlayışıdır? Siz, Emevi Müslümanları, size söylüyorum. Ellerinizdeki telefonlar, bindiğiniz jipler, kullandığınız bütün teknolojiyi kim üretiyor? Allah.ın ilim sıfatına sarılanlar tabii. Bu ülkede Müslüman diye taç ettiğiniz adamlar üretime dur dedi. Bu hükümetten bilim adına bir söz, bir teşvik duydunuz mu? Ben duymadım. Yabancılar üretecek, sen satın alacaksın. Seni küresel güçlere soyduruyor, utanmıyor musun? Sana kölelik vaat ediyor, kör müsün? Yıllarca Atatürk.e dinsiz diye küfür ettiniz. Bu muydu sizin din anlayışınız. Sizden olunca hırsızı alkışlamak mıdır din? Zulmü, dedikoduyu, yalanı, yalancıları, iftiracıları destekleyen herkes bu zulme, bu günaha ortaktır, bilmiyor musunuz?
Türkiye.nin başına bu cehaleti kim musallat etti? Bu cehalet 7 yıldır vücut bulmadığına göre kimler bu karanlığa, cahiliye dönemi Müslümanlarının yetişmesine zemin hazırladı.
Masonik bağlarını ve Batının ajanı olarak görev yapmalarını Atatürkçülük maskesiyle kapatan sözde aydınlar, Atatürk üzerinden din düşmanlığı yaparak halkı Atatürk.ten koparmayı başardınız. Sizler, Atatürk.ün koyduğu hedeflerin içini boşaltıp, Atatürk.ü heykel ve slogan Atatürkçülüğüne hapsettiniz. Bu millet heykel Atatürkçülüğünü suratlarınıza fırlatıp Atasıyla yeniden buluşacak ve yeniden kurtuluş mücadelesi verecektir! Emin olun o gün bizler Atatürk kadar hainlere hoş görülü olmayacağız.
Ey cahiliye dönemi Müslümanları, gerçek Müslümanlar Ruhban sınıfı Müslümanlığını, cahiliye dönemi Müslümanlığınızı da suratınıza çarpacaktır! 3 Bakanlık bütçesine sahip olup siyasetin arka bahçesi gibi davrananlara da gerçek bir açılım yapacaktır, bundan hiç şüpheniz olmasın. Siz biraz daha saltanat sürün, din bezirganlarının arka bahçesi olmaya devam edin. Torpillerle hac yapmaya, yaptırmaya utanmayın! Desteklediğiniz adamlar da zaten devlet uçağı ile umre yapıyor? Tencere kapak meselesi. Allah din adına Allah ve Peygamberine iftira edenlere elbet soracaktır!!.
Yılmaz Dağdeviren iletisinde;

.Bilim, elin gavuru, .suyu kurutup toz'a çevirdi. Taşınması, korunması, saklanması çok daha kolay olacak. Bilim, elin gavuru, .yapay kornea ile körleri ışığa kavuşturdu.. Bilim, elin gavuru, .dünyada açlığı çözecek buğday yetiştirme yöntemi buldu..

Y. Dağdeviren: Kuran kursları mı, İmam hatipler mi, Türkiye'yi, Müslümanları külliyen bilimden uzaklaştıranlar mı, devlet parası yiyenler mi; yoksa bu buluşları yapanlar mı insanlığa, ülkesine daha yararlı, daha makbul adam, daha çok sevap işliyor? Kuşkusuz ikinciler. Ne yazık ki özellikle Türkiye'de birinciler diyen de çok.. diyor. Haklı değil mi?

Bebek Katili

Recep Bey .bebek katili ile ben görüşmedim, devlet görüştü. diyor. Kendisi devletin başı değil, kanarya severler derneği başkanı ya(!)..

Madem suç bitli yorgan, o da gidip MİT.in üstüne düştü, Recep Bey.e önerelim:
.Madem sizin hilafınıza görüşüldü, görüşenleri görevden alıver Recep Bey, elini tutan mı var? Sen koca koca paşaları Silivri.ye tıkan mahkemenin savcısı değil misin? Senin için nedir ki bir MİT başkanını görevden almak? Çözüm çok basit, al görevden, aklan(!).. Ya da SUUS!!...

Bu cevabı verecek bir muhalefet de bulamadık(!).

Psikolojik Savaş: Bölünme

8 Yıldır bölünmüş haritalar milletin adeta gözüne sokuluyor. İlk bölünmüş harita THY.nin İtalya seferini yapan uçaklarında görülmüştü. Tepki alınca .pardon, google den aldık haritayı. gibi özrü kabahatinden büyük bir açıklama getirmişlerdi. Nedense bu pardonları hep AKP hükümeti döneminde yaşadık. Devleti bölmeyi konuşmak kanunlarda serbest mi bırakıldı bilmiyorum, alenen Türkiye.nin bölünmesi konuşuluyor. Bu cüreti gösterenler nasıl geri adım atar? Kerkük, Musul üzerinde hak iddia edecek kadar bir devlet olabildiğiniz zaman. İşte ben bu lafı edebilecek adam gibi bir lider arıyorum. Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Açılım Sahtekarlığı
Büyük SULTAN fiyaskoyla biten Kürt açılımını kapatabilmek için naylon açılımlar yaptı ya. Bir de Alevi açılımı yaptı değil mi? Bir okurumdan aldığım iletiden öğrendiğime göre naylon açılımcı Recep Bey Çorum.da demiş ki ;
.Çorumlular, Ebu Suud efendiyle gurur duyuyor; Çorumlular, İskilipli Atıf Hoca ile gurur duyuyor..
Kimdir Ebu Suud efendi: Yavuz Sultan Selim'in Şeyhül İslam'ı. Alevilerin, canları, malları, namusları size helaldir diye fetva veren zat. Elimize geçirdiğimiz alevi kadınlarını ne yapalım diye sorduklarında, ''BELİNİZE KUVVET '' dediği söylenir. Evinde kopuz bulunan Alevi diye katledilmişti.
Dersim kalkışması için İsmet İnönü'yü, gerçekte Atatürk.ü katil, canavar ilan eden Recep Efendi, gerçek bir katli, zulmü alkışlıyor. Hadi ben artık .bir delinin günlüğü. yazılırcasına söylenenleri gözden kaçırdım da, Dersim kalkışmasını bastırmaktan sorumlu tutulan CHP niye uykuda? Bunların iki yüzlülükleri niye suratlarına çarpılmıyor? Övündüğü zat kaç bin Türkmen katili biliyor musunuz? O zaman bu katliamlar yapılmasaydı bu gün Güneydoğu.da bazı dengeler belki de korunmuş olurdu.

Hırsızlığa Kılıf
Sanal alemde polis sınavı sorularını çalan hırsızlar, hırsızlıklarına bir kılıf bulmuşlar. Soruları neden çalıyorlarmış biliyor musunuz? Sıkı durun:
Alevi ve Yahudilerin kazanmaması için.
Bu anlayışa sahip güruh bu ülkenin güvenliğini sağlayacak öyle mi? Hadi ordan be!! Siz bizzat kendiniz güvenlik sorunu haline gelmişsiniz. İşte Recep Bey.in kurmak istediği Polis Devletinin Polisleri(!).
Derebeyinin Tehditleri..
Derebeyimiz teşvik verdiklerini tehdit ediyor. Biz teşvik verdik, karşılığında evet diyeceksiniz diyor.
Yarabbi, biz sana ne yaptık da böyle birini başımıza musallat ettin??.
Recep Efendi, o teşvikleri cebinden mi verdin? İster inan ister inanma ama, o verdiğin teşvikte CHP.li, MHP.li, BTP.li, HYP.li, İP.li ve hatta apolitik olanların da verdiği vergiler var. Hatta AKP.lilerin vergilerinden çok daha fazlası var. Çünkü sizin süper zenginlerinizin vergi listesinde adı bile yok.
İşte bu kafaya sahip biri demokrat geçiniyor.