30 Ağustos 2010 Pazartesi

Mesele Kuyumcuyu Bulmakta..

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin
seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip
iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç
para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan
sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.
İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar .
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir;
sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.
İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği
neneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu der
"benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."
En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce
yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden
buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira
istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."
Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini
istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi
karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki
nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer
tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her
şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..
Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.
Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"
Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum,
kafam karmakarışık" diye cevap verir.
Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini
bilen anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir."
Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden
kuyumcular mutlaka vardır.
Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...

29 Ağustos 2010 Pazar

Bazen Sadece Çocuk Kalsaydık Diyorum!!!

Çocuk Gözüyle Bakabilmek ...
Babası İspanya'nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapisanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat ...bulduğu her haftasonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapisaneye giderdi. Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında yanında götürdü ancak hapisane kurallarına göre özgürlügü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı.

Bu sebeple kagıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı...

Çok üzülmüştü küçük kız... Babasına söyledi bunu,o da "üzülme kızım, yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?" dedi.

Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti. Babası keyifle resme baktı ve sordu: "Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? Portakal mı?

Küçük kız babasına eğilerek,sessizce:" Hşşşşt! O benekler ağacın . içinde saklanan kuşların gözleri!....."

27 Ağustos 2010 Cuma

DaVinci'nin 7 Şifresi..

1-CURIOSITA: (Merak) Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve öğrenmeyle bağlı olmaktır. Hiçbir konu, hiçbir dal ayrımı yapmaksızın, çevremizdekilerin düşünecek ve söyleyeceklerinden çekinmeden, merakımızı kaybetmeden sormak, araştırmak, öğrenmek gereklidir.



2-DIMOSTRAZIONE: (Ispat) Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkarlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir.


3-SENSAZIONE: (Hissetme) Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. Müzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. Değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalıyız.


4-SFUMATO: (Puslu "iç ışığını gözlerinden yansıtan inisiye hayvan Kurt Puslu havayı sever !…) Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Gelişen dünyada başarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. Paradoksla karşılaştığımızda sükunetimizi koruyarak etkili ve sağlıklı bir zihne sahip olabiliriz.


5-ARTE/SCIENZA: (Bilim ve sanat) Mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi anlamına gelir. Her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir.


6-CORPORALITA: ( Vücûdî olma) Zerafet; her iki eli de aynı şekilde kullanabilmenin filtresi ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Başarı için kişinin öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etkende insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır. Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi; stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı, dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır.


7-CONNESSIONE: (Ilişkilendirme) Bütün olanların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Kısaca yaşadığımız herşeyin birbiriyle olan ilişkisini anlamaya çalışmalı, her şeyi bir arada değerlendirmeliyiz.

26 Ağustos 2010 Perşembe

Hayır Ama Neden???

NEDEN HAYIR ?

bilmiyorlar ki bu evet aslında türkiye cumhuriyeti’ne verilen en büyük hayır olacak, adım adım ortada ne cumhuriyet kalacak ne türkiye... sıra yargıda, sıra anayasanın değişmez hükümlerinde dedik durduk bunca zaman ama halk hala bilinçsiz hala sorgusuz sualsiz teslimde.. sonunda ise bölünmüş, ayrışmış, kopmuş, dağılmış bir toprak parçası kalacak.. Tek duam kurtuluş savaşında, 80 sonrası allahın belası terör saldırılarında kaybettiğimiz şehitlerin kemiklerinin sızlamaması... ne uğruna canlar gitti bu zamana kadar? Ne pis bir döngüye saplandık kaldık??? Tek görevimiz sahip çıkmak cumhuriyete, o yüzden mutlaka referandumdan kaçmamalı ve köylüye “ananı da al git” diyen, askerlerimize “yan gelip yatma” diyen, şehitlerimize “kelle” diyen zihniyetin hedeflediği amaca ulaşmasını engellemek ZORUNDAYIZ. Türkiye Cumhuriyet’i kolay kurulmadı, hepimizin bunun bilincinde olması ve herkese bu durumu anlatması gerekiyor...

NEREDE OY KULLANACAĞINIZA DAİR BİLGİ LİNKİ: http://www.ysk.gov.tr/ysk/index.html

Anayasa Paketinde neden ısrarla Anayasa Mahkemesi Ve Danıştay?
Anayasa Mahkemesi ile Danıştay'ın madenler başta olmak üzere birçok konuda milletin lehine kararlar aldı."Madenlerimizi 350 yabancı firmaya AKP Hükümeti verdi. Danıştay diyor ki, bu madenler millete aittir. Bu düzenlemeleri iptal ediyor. Anayasa Mahkemesi, maden çıkarmayla alakalı ÇED (Çevre Değerlendirme) raporu yetkisi verilme yöntemini iptal ediyor. Bu raporu verme konusunda Bakanlar Kurulu yetkili kılınıyor. Anayasa Mahkemesi diyor ki, benim memleketimin altındaki ve üstündeki servet bu millete aittir diyor. Bu düzenlemeyi iptal ediyor." şimdi bu referandumla birlikte evet çıkarsa danıştayın yerindelik ilkesine dayanarak verdiği bu karar iptal edilecek maden satışlarının önü açılacak. yani danıştayın devre dışı kalması ve anayasa mahkemesinin kendi seçtikleri adamlardan oluşturulmasının bir sebebi de bu talanın önündeki engellerin kaldırılmasıdır.
Yüksek Yargı organlarının yapısını ve üye seçim yöntemini değiştirecek olan anayasa değişikliğiyle yargı da tamamen hükümetin eline geçecek" bu krallıktan farklı bir şey olmaz.
AKP'nin hazırladığı Anayasa değişikliğinin 1982 darbe Anayasa'sına bile rahmet okutacak bir değişiklik. "iktidar yargıyı tamamen ele geçirmeye çalışıyor" Hukuku ele geçirme amacı söz konusu. Ve bunu bizim önümüze koyuyorlar. Birde mahkeme üyelerini atayacak siyasilerin 600'ün üzerinde yolsuzluk dosyasının bulunduğu düşünülürse, Kendi yasalarını halka da tasdik ettirmek için adeta kendi suçlarına bir iştirakçi arıyorlar." Yüksek Yargı organlarının yapısını ve üye seçim yöntemini değiştirecek olan anayasa değişikliğiyle yargı da tamamen hükümetin eline geçecek. bunun krallıktan farklı bir şey olmadığını bu millet iyi bilmelidir"Adaletin eli kolu bağlandı. Daha da bağlanmak isteniyor. Kuvvetler ayrılığı prensibi kalkıyor, bu anayasayla beraber kuvvetler birliğine doğru bir gidişat var. Buna siz ihtilal deyin, buna siz diktatörlük deyin, buna siz krallık, saltanat deyin. Ne derseniz odur. Kuvvetler birliği, yasama-yürütme-yargının tek elden yürümesidir. Bu saltanattan da öte bir şeydir. Saltanat döneminde padişahın astığı astık, kestiği kestik değildir. Ama şimdi bunlar öyle bir yargı sistemi ortaya koydular ki, yasama, yürütme ve yargı bunların elinde olacak. İktidarın istemediği istikamette bir cümle söyleyenin hali feci olur. Kuvvetler ayrılığı prensibini hayata geçirmediğimiz müddetçe, yani yasama, yürütme ve yargı erkleri tamamen bağımsız çalışmadığı müddetçe Türkiye'de demokrasinin hayata geçmesi asla mümkün değildir. Demokrasi tamamen bitsin Türkiye Krallığa geçsin diye "evet ya da 'hayır' diyeceğiz"
Yer altı kaynaklarımız 350 tane yabancı şirketin eline geçti Bunların 10 tanesinin bir yılda kazancı 100 milyar dolar. Şimdi biz yer altı kaynaklarımız elimizden çıksın. Türk milleti avucunu yalasın diye?" 12 Eylül de Anayasa referandumunda da "evet ya da" 'hayır' diyeceğiz"
"Bu iktidar döneminde çıkan yasalarla birlikte topraklarımızın yüzde 20'si ecnebi güçlerin eline geçti. Yer altı kaynaklarımız çıkan yasalara göre 350 tane yabancı firmaya teslim edildi. Bunların hedefi yılda 3 trilyon dolar tutarındaki Türkiye'nin servetini kendi ülkelerine taşımaktır.3 trilyon dolar çıkartacaklar, işleyecekler 30 trilyon dolar olacak. Dikkat edin, Türkiye'de tam 1000 yıllık gelir kaynağı var. Maden konusunda Amerika bitti, Avrupa, Uzakdoğu bitti. Dünyada tek bir ülke kaldı, o da Türkiye'dir. Ülkemizde çıkan sadece mermeri biz değerlendirmeyi bilsek Türkiye'ye tam 50 sene yeter. Bizim taşımız böyle, bırakın altınını, borunu, bakırını, demirini bize ait bunlar. Biz milyonları şehit verdik, şimdi adamları kendi elimizle besleyerek, servetimizi ikram ediyoruz. Hangi vicdan bunu kabul eder? Benim insanım aç, susuz geziyor. İşimiz var mı? Aşımız var mı? Yok."Şu anda topraklarımızın yüzde 20'si elimizden çıktı. Topraklarımız daha fazla satılsın, bu oran yüzde 30, yüzde 40'a çıksın diye "12 Eylül Anayasa referandumunda evet ya da" 'hayır' diyeceğiz"
Türkiye'nin borcu 680 milyar dolar
Türkiye'nin borçları bu hükümet döneminde katlanarak sürekli arttı "Bu iktidar geldiği zaman bizim iç ve dış borcumuz 220 milyar dolardı. Şu anda iç ve dış borcumuz 680 milyar dolara yükseldi. Bu borçlar daha da artsın diye "evet ya da" 'hayır' diyeceğiz"
Tarım kesimi bitmiştir
Bu iktidar döneminde tarım kesimi bitirildi"Çiftçi 3'e mal ediyor, 2'ye satmak zorunda bırakılıyor. Ayni şekilde bu iktidar hayvancılığı da bitirmiştir. 'Et'i artık dış ülkelerden ithal ederek soframıza taşıyoruz. Memleketin besicisi bir tarafta oturup eli böğründe kara kara düşünüyor, sen yabancı ülkelerin hayvanlarını alıp bu ülkenin insanlarına yediriyorsun."Hayvancılık tamamen bitsin diye "evet ya da" 'hayır' diyeceğiz"
İşsizlik çözümsüz
Türkiye'de işsizlik siyasiler tarafından çözümsüz bırakıldı "Üniversitelerden mezun olan evlatlarımız kendilerine iş bulamıyor. Siyasiler, 'biz onlara iş bulmaya mecbur değiliz' diyorlar. Peki, kardeşim senin vazifen nedir? Global sermaye sahiplerine Türkiye'de iş imkânı, maden imkânı sağlamak mı senin görevin, yoksa yetişen üniversiteliye iş imkânı işsiz kalan vatandaşına iş imkanı sağlamak mı? İnsanımız işsiz aç kalsın diye "evet ya da" 'hayır' diyeceğiz"
Avrupa birliği süreci bizi bölüyor
Avrupa Birliği'ne üyelik süreci Türkiye'yi bölünme noktasına getirdi "AB'ye gireceğiz bahanesiyle Türkiye maalesef bölünmenin eşiğine getirildi. Şimdi biz Avrupa Birliği'ne girme sevdasıyla Türkiye bölünsün, birlik ve beraberliği yok olsun diye "evet ya da" 'hayır' diyeceğiz"
Evet demek için de sebep var
"Bu pakete 'evet' demek için bazı gerekçeler var" Niye 'evet' diyebilirsiniz bu Anayasa'ya? Recep Tayyip Erdoğan'ın Krallığını istiyorsanız, evet deyin. Hukuk devleti yerine 'guguk devleti' istiyoruz, diyorsanız 'evet' diyebilirsiniz. Beraber yürüdük biz bu yollarda sözleriyle yola çıkan bu arkadaşlar çıkmaz sokağa girmiş durumdalar. Bunların yolsuzluklarına devam demek istiyorsanız, referandumda 'evet' diyebilirsiniz. Biz çocuklarımıza, oğullarımıza 'gemicik' alamadık. Bunlar oğullarına 'gemicik' aldılar. Bu gemicikleri, transatlantiklere değiştirmek istiyorsanız, evet deyin. Ama bunları istemiyorsanız 'hayır' demek için çok sebebimiz var.
Herkesin razı olduğu bir Anayasa.
"Memleketimizde yaşayan ne kadar etnik grup varsa onların müşterek değerleri vardır. Müşterek değerler, can emniyeti, mal emniyeti, namus emniyeti, din ve vicdan emniyeti, okuma emniyetidir. Bu müşterek değerleri Anayasal zemine kavuşturup herkes için eşit hale getirmemiz lazım. Yapılacak yeni Anayasa'nın ruhu da bu olmalı. Onu da bir iktidar değil, sivil kanaat önderleri yapmalı. İlim adamları, iş adamları, sivil toplum kuruluşları ve etnik gruplar devreye girerek ve bütün bunların kanaatleri alınarak müşterek bir zeminde buluşulup herkesin razı olacağı bir Anayasa yapılmalı.
Son olarak bazılarını rahatsız etse de Sağduyulu insanımız bütün bunları değerlendirerek 12 Eylül de AKP Anayasasına Hayır diyecektir.

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Lütfen İzleyin!!! Bölünmeye Çalışılan Ülkemiz...

http://www.facebook.com/#!/video/video.php?v=1126192370347&ref=mf

15 Ağustos 2010 Pazar

Sever de İnsan Nefret Eder de..

Hani şu herkes etrafta dolanıyor ya; "Adam gibi adam/kadın gibi kadın yok aşık olunacak" diye.. Eskiden bu söylemlere ben de katılırdım artık katılmıyorum.. Bir de şu laf vardır "sanırım bir daha kimseyi onun kadar sevemeyeceğim ya da sanırım kimseye ona aşık olduğum kadar olamayacağım" ben bu lafa zaten katılmıyordum artık hiç katılmıyorum. Ben insanların kendi beynini de yüreğini de yönetebileceğine inanıyorum çünkü... Duygular da yönetilebilir yani.. Sevmeye karar verirseniz seversiniz, aşık olmaya karar verirseniz aşık olursunuz, sevmemeye karar verirseniz sevmezsiniz ve hatta nefret etmek isterseniz nefret de edersiniz.. Bunda insanın o an içinde bulunduğu psikolojik durumunun çok büyük önemi var tabii.. İnsanın hayata olumlu/olumsuz bakması doğal olarak tavır ve davranışlarını büyük ölçüde etkiler. Zamanlama da aynı şekilde çok önemlidir. Örneğin; evlenmeye karar verdiğinde insan o an hayatındaki kişi doğru gözükür gözüne ya da artık bir ilişkinin zamanıdır diye düşündüğünde o an karşısına çıkan o kişidir diye düşünür.. Ve işte esas yanlış da burda başlıyor bana göre.. İşte etrafta bu yüzden bu kadar çok sayıda ilişki sorunlu insan, mutsuz insan var.

Adam gibi adam da kadın gibi kadın da var etrafta; mesele sevmeye karar vermekte.. Çünkü; kararlı olursa insan hedefine ulaşır; sever yani, başarır adam gibi olmayı...Mesele beynini yönetmeyi bilmekte ya da buna inanmakta galiba...

6 Ağustos 2010 Cuma

Ruhunu Kaybetmiş 11 Kişi..

Fenerbahçe'den bahsediyorum.. Maçı seyrederken hissettiğim tek şey; topun arkasında koşturan ruhunu kaybetmiş 11 kişiydi.. Hepsine haksızlık etmek istemiyorum aslında; mesela Gökhan Gönül'e falan.. Ama sonuçta aynı yere varıyorum 2 dakika ruha gelip 2. dakikanın sonunda ölü ruha dönmek ve taraftar olarak bunu görmek, hissetmek acıtıyor insanı.. Diyorum ki sonra; dünyada hiçbir takım yoktur ki bu kadar özel bir taraftara bu kadar acı çektirsin.. Arkadaşlarımdan bazıları "kızım onlar profesyonel, ne ruhu arıyosun onlarda; ceplerine giren paraya bakar onlar" diyorlar, biliyorum "onlar profesyonel" ama inanmak istemediğim kısmı; bu kadar yenilgiden sonra arkalarındaki bu kadar hüznü hissedemeyecek kadar taş'laşmış olmaları..Başarı mutluluğunu haketmiş bir taraftarı görmezden gelebilecek kadar ruhsuzlaşmış olmaları ve dahada kötüsü başarıya aç olmamaları..BUnlar bir araya gelince diyorum ki," bunlar hem ruhsuz hem de profesyonel falan değil; bunlar son yılların gözde tanımıyla "çakma profesyoneller"...

Ruh yok bu takımda, ne zaman olur bilmiyorum; hani derler ya "ölü toprağı serpilmiş gibi"ler.. Aykut da henüz takıma alışmış değil nasıl toparlar nasıl havaya sokar nasıl takım ruhunu ateşler bi haber dolanıyo ortalıklarda.. Taraftar yapıyo koçluğu; maçın bitmesine 10 dakika kala dayanamıyor ve "Semih Semih" diye inletiyor Kadıköy'ü ve neden sonra Aykut beyin aklına geliyor Semih'i oyuna almayı.. neyse ben Aykut eleştirisi yapmayacağım ama taraftara bıraksalar daha iyi yönetiriz takımı onu biliyorum; neden mi; nedeni ise "içimizde taşıdığımız taraftar ruhu"...

İçimiz acıyarak hala Fenerbahçe elbetee... Son nefese kadar Fenerbahçe elbette.. Ama ya bizim içimizdeki ruh da ölürse..

3 Ağustos 2010 Salı

Neden Hayır?

1.DEMOKRASİLERDE ANAYASA NEDEN ÖNEMLİDİR?

ÖNEMLİDİR ÇÜNKÜ TOPLUMUN, TOPLUMDAKİ DEĞİŞİK GRUPLARIN,
KAT...MANLARIN İSTEKLERİNİ YANSITIR. ONLARIN AYRI AYRI HAKLARINI KORUR.

İŞÇİLERİN HAKLARINA YER VERİR.
SENDİKALARIN HAKLARINA YER VERİR.
SENDİKASIZ ÇALIŞTIRILANLARIN,
EMEKLİLERİN,
İŞVERENLERİN,
KADINLARIN
ÇOCUKLARIN,
ENGELLİLERİN,
DEĞİŞİK MEZHEPLERDEKİ YURTTAŞLARIN,
ÖĞRENCİLERİN,
KÜÇÜK ESNAFIN,
YARGININ,
BASIN EMEKÇİLERİNİN,
GAZİLERİN VE BU ÜLKE İÇİN CANINI VERMİŞ ŞEHİT AİLELERİNİN
TEKEL İŞÇİLERİNİN,
ÇİFTÇİLERİN,
TARIM KESİMİNDE ÇALIŞANLARIN HAKLARINI KORUR.

2) ANAYASA BUNU NASIL YAPAR?

ŞÖYLE YAPAR, ANAYASAYI YAPARKEN, TÜM BU GRUPLARI VE ONLARIN TEMSİLCİLERİ ÇAĞRILIR, GÖRÜŞLERİ ALINIR, TALEPLERİ ALINIR.
ANAYASA BU TALEPLERİN TÜMÜNE YER VEREBİLDİĞİ ORANDA DEMOKRATİK BİR ANAYASA OLUR.
VE ANAYASA, ANCAK BÖYLECE BİR “TOPLUM SÖZLEŞMESİ” OLUR.


3) AKP ANAYASASI BÖYLE Mİ YAPILDI?

HAYIR . AKP TEK BAŞINA ANAYASAYI YAPTI.
HİÇBİR PARTİNİN GÖRÜŞLERİNİ ALMADI.
TÜM SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE “ÜÇ GÜN SÜRE” VERDİ.
CHP'NİN “ÜÇ MADDEYİ AYIRIP, DİĞERLERİNİ BERABER OYLAMA” ÖNERİSİNE CEVAP BİLE VERMEDİ.
BUGÜNE KADAR YAPILAN TÜM ÇALIŞMALARA, DİĞER PARTİLER YA DA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ TARAFINDAN HAZIRLANAN TASLAKLARA DÖNÜP BAKMADI BİLE.


4) ANAYASA BİR TEK PARTİ TARAFINDAN YAPILABİLİR Mİ?

HAYIR. ÇÜNKÜ O ZAMAN “TOPLUM SÖZLEŞMESİ” OLMAZ. ANCAK “PARTİ ANAYASASI” OLUR. “AKP ANAYASASI OLUR”.

5) AKP'NİN İDDİA ETTİĞİ GİBİ, 1982 ANAYASASI, İLK KEZ Mİ DEĞİŞTİRİLİYOR?

KESİNLİKLE HAYIR . 1982 ANAYASASI, BUNDAN ÖNCE TAM 16 KEZ DEĞİŞTİRİLDİ. BU SONUNCUSU İSE, 17İNCİ DEĞİŞİKLİK OLUYOR. YANİ DARBE ANAYASASINI İLK KEZ DEĞİŞTİRDİKLERİ TAM BİR “YALAN”, TAM BİR “GÖZ BOYAMACA”.

ÜSTELİK BU DEĞİŞİKLİKLERİN YEDİ TANESİ , DAHA AKP İKTİDARA GELMEDEN YAPILMIŞTI.
HEM DE O DÖNEMDE TBMM'DE BULUNAN TÜM SİYASAL PARTİLERİN KATILIMLARI İLE.

YANİ AKP'NİN VE YANDAŞ AYDINLARIN(!) İDDİA ETTİĞİ GİBİ, 1982 ANAYASASI, İLK KEZ DEĞİŞTİRİLMİYOR.
BUNDAN ÖNCEKİ DEĞİŞİKLİKLER DE YİNE AYNI KİŞİLERİN İDDİA ETTİKLERİ GİBİ “MAKYAJ NİTELİĞİNDE” DEĞİŞİKLİKLER DEĞİL.

AKP İKTİDARININ BUNLARI BİLMEMESİ MÜMKÜN DEĞİL. BU KADAR “BİLGİSİZ” OLUNMASI MÜMKÜN MÜ SİZCE? PEKİYİ “BİLGİSİZLİK YA DA HAFIZA KAYBI” DEĞİL İSE, BU İDDİANIN NEDENİ NE OLABİLİR ACABA?


6)SON DEĞİŞİKLİKLERE KARŞI ÇIKILMASININ NEDENİ AKP'NİN YAPMASI MI?


BUNA DA KESİNLİKLE HAYIR . AKP İKTİDARI, BUGÜNE KADAR TAM 9
KEZ ANAYASAYI DEĞİŞTİRDİ. BU SON YAPILAN DA 10. CUSU OLUYOR.

VE BUGÜNE KADAR YAPILAN BU 10 DEĞİŞİKLİKTEN SADECE 3 TANESİ TOPLUMDA TARTIŞMA YARATTI. ÇÜNKÜ ÜÇÜ DE, DİĞER SİYASAL PARTİLERİ, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİ VE TARTIŞMALARI DİKKATE ALMADAN, TAMAMEN “BASKICI BİR ANLAYIŞ” VE “BENİM ÇOĞUNLUĞUM VAR, HER İSTEDİĞİMİ YAPARIM” MANTIĞI İÇİNDE YAPILMIŞTI.
YANİ TAMAMEN DEMOKRASİ DIŞI BİR ANLAYIŞ İLE YAPILMIŞTI. AYNEN ŞİMDİ TARTIŞTIĞIMIZ SON DEĞİŞİKLİK GİBİ.


7) ANAYASANIN İÇİNDE NELER OLMALIDIR?

ANAYASAYA BAKARSINIZ. ANAYASANIN İÇİNDE, O GÜNE KADAR TARTIŞILMIŞ, SORUN YARATMIŞ, TOPLUMDA İHTİYAÇ OLARAK ORTAYA ÇIKMIŞ TÜM TALEPLER ÇÖZÜM BULMALIDIR.

BUNUN İÇİN ÖNCESİNE BAKARSINIZ, O GÜNE KADAR NELERİ TARTIŞMIŞSINIZ, NELER TOPLUMDA SORUN YARATMIŞ, NELER SIKINTI YARATMIŞ.

İŞTE “DEMOKRATİK ANAYASA” TÜM BU TARTIŞMALARA, SORUNLARA ÇÖZÜM BULMALIDIR.


8) TÜRKİYE'DE BUGÜNE KADAR NELER TARTIŞILDI?

KISACA SIRALAYALIM;

DOKUNULMAZLIKLAR,
CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİ
KADIN HAKLARI,
PARTİLERİN İÇ İŞLEYİŞLERİNİN DEMOKRATİK OLMAMASI,
LİDER SULTASI,
YÖK,
YARGININ DOSYA ÇOKLUĞU NEDENİYLE GEÇ İŞLEMESİ,
YOLSUZLUKLAR,
ALEVİLERİN HAKLARI,
ETNİK KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZIN KÜLTÜREL HAKLARI
SENDİKAL HAKLAR,
GREV HAKKININ SINIRLARI,
YÜZDE 10' LUK İNSAFSIZ SEÇİM BARAJI
KÜLTÜREL HAKLAR,
HSYK'DA BAKAN'IN VE MÜSTEŞAR'IN YER ALMALARI.

İŞTE TÜM BUNLAR, 1982'DEN BU YANA TARTIŞILDI. VE TÜM PARTİLERİN, SİYASAL GRUPLARIN, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN TALEPLERİ OLARAK ORTAYA ÇIKTI


9) AKP ANAYASASI BU TALEPLERE YER VERİYOR MU?

HAYIR . HİÇBİRİNE YER VERMİYOR.

AKP ANAYASASINDA NE DOKUNULMAZLIKLAR SINIRLANMIŞ,
NE PARTİLERİN İÇ İŞLEYİŞİ İLE İLGİLİ BİR DÜZENLEME VAR,
NE YÖK DEĞİŞTİRİLMİŞ,
NE KADINLARA KOTA GETİRİLMİŞ,
NE SENDİKALARA BİR HAK GETİRİLMİŞ,
NE İŞÇİLERİN İNSANCA YAŞAM HAKLARI GÜVENCEYE ALINMIŞ,

AKP ANAYASASI, BUNLARIN HİÇ BİRİNE YER VERMİŞ Mİ? HAYIR
BUNLARIN HİÇ BİRİ YOK.



10) BUNLARIN YERİNE AKP ANAYASASINDA NE VAR?

SADECE “GÖZ BOYAMACILIK” VAR. “HAK GETİRİYORUZ” GÖRÜNTÜSÜ ALTINDA “HİÇ BİR HAK, ÖZGÜRLÜK, YENİLİK” GETİRMEMEK VAR.

BİR TEK “AKP İKTİDARININ YARGIYA TEK BAŞINA EGEMEN OLMASI” VAR. ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİN TAMAMINI İKİ KİŞİNİN SEÇMESİ VAR. ABDULLAH GÜL VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN 'IN TÜM ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİ SEÇMESİ VAR.

İLERİDE KENDİLERİNİ YÜCE DİVAN OLARAK YARGILAYACAK MAHKEMENİN TÜM ÜYELERİNİ KENDİLERİNİN SEÇMESİ VAR.

BÖYLECE YÜCE DİVAN'DAN KAÇMA YOLU VAR.


11) AKP KADINLARA POZİTİF AYIRIMCILIK GETİRDİĞİNİ İDDİA EDİYOR

KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL.

SADECE “BU MAKSATLA ALINACAK TEDBİRLER, EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI SAYILAMAZ” DİYE BİR İBARE EKLENİYOR. BU NE ANLAMA GELİYOR?

HANGİ TEDBİRLER? İLERİDE ALINACAK TEDBİRLER. PEKİYİ SÜRESİ NE “BU TEDBİRLERİN”? YANİ NE ZAMAN ALINACAK BU TEDBİRLER?
BELLİ DEĞİL, “ALINACAK” DEMİŞ YA. PEKİYİ HAZIR ANAYASA DEĞİŞTİRİLİYOR, NEDEN ŞİMDİ, HEMEN DEĞİL DE , “İLERİDE ALINACAK TEDBİRLER”

BÖYLE BİR POZİTİF AYIRIMCILIK OLUR MU? ÖRNEĞİN KADINLAR BU DÜZENLEMEDEN SONRA TBMM'DE NE KADAR ORANDA TEMSİL EDİLECEK? PEKİYİ YA DİĞER ÖRGÜTLERDE?
BÖYLE BİR ORAN YOK. ÇÜNKÜ “GERÇEK BİR POZİTİF AYIRIMCILIKTAN” SÖZ EDEN YOK.

OYSA KADINLAR “KOTA UYGULAMASI” İSTİYORLAR. “İLERİDE ALINMASI DÜŞÜNÜLECEK TEDBİRLER” DEĞİL.


12) AKP “MEMURLARA TOPLU SÖZLEŞME HAKKI” GETİRDİĞİNİ SÖYLÜYOR

KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL.

ESKİ DÜZENLEMEDE YER ALAN “TOPLU GÖRÜŞMENİN” ADI TOPLU SÖZLEŞME YAPILMIŞ O KADAR.

PEKİYİ “TOPLU SÖZLEŞME YAPILMASI SIRASINDA” MEMURLAR İDARE İLE UZLAŞIRLARSA İŞ TAMAM, AMA YA UZLAŞMAZLARSA?
AKP ANAYASASI ŞÖYLE DİYOR; “UYUŞMAZLIK ÇIKMASI HALİNDE TARAFLAR KAMU GÖREVLİLERİ HAKEM KURULUNA BAŞVURABİLİR”. NASIL BİR KURUL BU? BÜROKRATLARDAN OLUŞAN BİR KURUL. YANİ MEMURLAR İDARE İLE ANLAŞAMAZLARSA, İDARE'NİN KURDUĞU “HAKEM KURULU” KARAR VERİYOR.
PEKİYİ NASIL BİR SÖZLEŞME BU? SONUCU YİNE İDARE'YE BAĞLI.

ACABA “KAMU GÖREVLİLERİ HAKEM KURULU'NUN” KARARLARINI BEĞENMEZLERSE, MEMURLARIN YARGIYA GİTME HAKLARI VAR MI? HAYIR .
AKP ANAYASASI ONU DA ENGELLEMİŞ; “KURULUN KARARLARI KESİNDİR” DİYOR.

YANİ TAM BİR “YALAN” . ORTADA NE TOPLU SÖZLEŞME VAR. NE UZLAŞMA OLMAZSA GREV HAKKI VAR. NE UZLAŞMA VAR. NE DE YARGIYA GİDEBİLME HAKKI VAR.

AKP ANAYASASINDA BUNUN ADI “TOPLU SÖZLEŞME” OLUYOR.


13) AKP “ÇOCUKLARI CİNSEL İSTİSMARDAN KORUDUĞUNU” SÖYLÜYOR

ANAYASA AYNEN ŞÖYLE BİR DÜZENLEME GETİRMİŞ. “DEVLET, HER TÜRLÜ İSTİSMARA VE ŞİDDETE KARŞI ÇOCUKLARI KORUYUCU TEDBİRLERİ ALIR”.

PEKİYİ BU DÜZENLEME OLMAZSA, “DEVLET ÇOCUKLARI İSTİSMARA VE ŞİDDETE KARŞI” KORUYAMAYACAK MI? ENGEL Mİ VAR?

ANAYASADA ZATEN 41. MADDEDE “ÇOCUKLARI KORUR” DİYE BİR DÜZENLEME YOK MU? BUNUN YENİ GETİRİLENDEN FARKI NE?

HAYIR HİÇ BİR FARKI YOK . AMAÇ ZATEN “YENİ BİR HAK GETİRİYORMUŞ” GİBİ YAPMAK. VE GÖZ BOYAMAK. ESAS AMACI SAKLAMAK. YANİ AKP TEMSİLCİLERİNİN SÖYLEDİKLERİ GİBİ “HAPI HAZIRLAMAK” .

ÖYLE BİR HAZIRLAMAK Kİ, HAPI KOLAYCA YUTABİLELİM.


14) AKP “KAMU DENETÇİLİĞİNİ” GETİRDİĞİNİ SÖYLÜYOR

AKP ANAYASASI ŞÖYLE DİYOR; “KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU İDARENİN İŞLEYİŞİYLE İLGİLİ ŞİKAYETLERİ İNCELER”.

BU KADAR. TABİİ BİR DE “İKTİDAR PARTİSİ ÇOĞUNLUĞUNUN TEK BAŞINA SEÇECEĞİ” GETİRİLMİŞ.

PEKİYİ KURUMUN YETKİLERİ, GÖREVLERİ? BUNLARIN HİÇBİRİ ANAYASADA YOK.
ÖRNEĞİN NE ZAMAN BAŞVURULUR? KARARLARI YARGI İLE ÇATIŞABİLİR Mİ? ÇATIŞIRSA NE OLUR?

ŞİKAYETLERİ İNCELER İNCELEMESİNE DE, SONRA NE YAPABİLİR?

PEKİYİ AKP İKTİDARI NEDEN BUNLARI DÜZENLEMEMİŞ? ACABA UNUTMUŞ MU? OYSA DÜNYADAKİ ÖRNEKLERİNDE DE, EN ÇOK SIKINTI YARATACAK KONULAR BUNLAR. VE ANAYASA'DA BUNLARA ÇÖZÜM GETİRİLMESİ GEREKİR. ACABA AKP İKTİDARI, TÜM BU KONULARI VE DÜNYADAKİ ÖRNEKLERİ VE UYGULAMALARI BİLMİYOR OLABİLİR Mİ?

BU DENLİ “YETERSİZ BİR DÜZENLEMEYİ” SAKIN BİLEREK, İSTEYEREK GETİRMİŞ OLMASIN? YANİ DİĞER MADDELER GİBİ, SADECE “DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN” DÜŞÜNCESİ İLE GETİRİLMİŞ OLMASIN?
YANİ ESAS AMAÇ “YENİ BİR HAK GETİRİYORMUŞ” GİBİ YAPMAK VE GÖZ BOYAMAK OLMASIN. YANİ AKP TEMSİLCİLERİNİN SÖYLEDİKLERİ GİBİ “HAPI HAZIRLAMAK” OLMASIN.

15) AKP ANAYASASI, “EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY” GETİRDİĞİNİ SÖYLÜYOR

AKP ANAYASASI ŞÖYLE DİYOR; “HÜKÜMETE İSTİŞARİ NİTELİKTE GÖRÜŞ BİLDİRMEK ÜZERE EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY KURULUR”.

ŞİMDİ BURADA “YENİ BİR KURUM MU” KURULMUŞ ? KESİNLİKLE HAYIR .
EKONOMİK SOSYAL KONSEY ZATEN VAR. BAKAN İSTEDİĞİ ZAMAN TOPLANIYOR, İSTEMEDİĞİ ZAMAN TOPLANMIYOR. VE BU KONUDA HİÇBİR YETKİSİ YOK.

PEKİYİ AKP ANAYASASINDA BU DEĞİŞİYOR MU? O DA HAYIR .
GÖRÜŞ BİLDİRMEKTEN ÖTE BİR GÖREV YA DA YETKİ VERİLMİŞ Mİ? ONA DA HAYIR

PEKİYİ AKP İKTİDARI NEDEN BUNLARI DÜZENLEMEMİŞ? ACABA UNUTMUŞ MU? ACABA AKP İKTİDARI, TÜM BU KONULARI VE DÜNYADAKİ ÖRNEKLERİ VE UYGULAMALARI BİLMİYOR OLABİLİR Mİ?

BU DENLİ “YETERSİZ BİR DÜZENLEMEYİ” ANAYASAYA KOYMUŞ OLMANIN BİR ARTISI VAR MI? KESİNLİKLE HAYIR.

O HALDE SAKIN BİLEREK, İSTEYEREK YAPMIŞ OLMASIN? YANİ DİĞER MADDELER GİBİ, SADECE “DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN” DÜŞÜNCESİ İLE GETİRİLMİŞ OLMASIN?
YANİ ESAS AMAÇ “YENİ BİR DÜZENLEME GETİRİYORMUŞ” GİBİ YAPMAK VE GÖZ BOYAMAK OLMASIN. YANİ AKP TEMSİLCİLERİNİN SÖYLEDİKLERİ GİBİ “HAPI HAZIRLAMAK” OLMASIN.


16) AKP ANAYASASI, TEMEL SORUNLARA ÇÖZÜM GETİRİYOR MU?

KESİNLİKLE HAYIR.

21. YÜZYILDA TÜRKİYE'YE KILAVUZLUK EDECEK ÇAĞDAŞ BİR ANAYASA METNİNİN, İLK OLARAK, ÇAĞDAŞ NİTELENDİRMESİNİ HAK EDEN, DEMOKRATİK HUKUK DEVLETLERİNİN YER VERMESİ GEREKEN KURUM, KURAL VE GÜVENCELERE YER VERMESİ GEREKLİDİR.

ANCAK BU YETERLİ DEĞİLDİR. AYRICA ÜLKENİN KENDİ KOŞULLARINDAN, KENDİ TOPLUMSAL İHTİYAÇLARINDAN DOĞAN KURUM VE KURALLARA DA YER VERMESİ ZORUNLUDUR.

OYSA AKP ANAYASASI BUNLARA YER VERİYOR MU? HAYIR . KESİNLİKLE BUNLARIN HİÇBİRİNE YER VERMİYOR.


17) ÖRNEĞİN AKP ANAYASASI ASKERİ YARGITAY'I KALDIRMIYOR

AKP ANAYASASININ, ÇAĞDAŞ, DEMOKRATİK ÜLKELERİN UYGULAMALARINA GÖRE HAZIRLANDIĞINI İDDİA EDİYORLAR. AMA ÖRNEĞİN ASKERİ YARGITAY KALDIRILMIYOR, ASKERİ MAHKEMELERİN KARARLARININ ASKERİ YARGITAY YERİNE YARGITAY”IN ÖZEL BİR DAİRESİNE GİTMESİ SAĞLANMAMIŞ.
PEKİYİ NEDEN DERSİNİZ ? SORUN “BİLGİSİZLİK Mİ” ACABA, YOKSA BAŞKA BİR ŞEY Mİ?


18) ÖRNEĞİN AKP ANAYASASI, HSYK KARARLARINI DENETİME AÇMIYOR

KESİNLİKLE AÇMIYOR.

OYSA HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU'NUN KARARLARININ DENETİME AÇILMASI, TÜM HUKUKÇULAR TARAFINDAN İSTENEN BİR DÜZENLEME İDİ. BUGÜNE KADAR, HEM HUKUKÇULAR, HEM BİZZAT YARGI MENSUPLARI TARAFINDAN, HEP DİLE GETİRİLDİ.

OYSA AKP ANAYASASINDA, BU YOK. SADECE “İHRAÇ KARARLARI” YARGI DENETİMİNE BAĞLANMIŞ, DİĞER TÜM ATAMA, TERFİ, YER DEĞİŞTİRME, SORUŞTURMA İZNİ, SORUŞTURMA GİBİ KARARLAR, YARGI DENETİMİ DIŞINDA KALMIŞ.

ACABA BASİT BİR UNUTKANLIK MI ? YOKSA BİLGİSİZLİK Mİ? YOKSA BAŞKA BİR NEDENİ VAR MI?
BU DENLİ “YETERSİZ BİR DÜZENLEME” SAKIN BİLEREK, İSTEYEREK GETİRİLMİŞ OLMASIN?
ADALET BAKANININ, YANİ YÜRÜTMENİN YARGI ÜZERİNDEKİ BASKISINI DEVAM ETTİRMEK İÇİN UNUTULMUŞ(!) OLMASIN


19) AKP ANAYASASI, YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMUNU NEDEN DÜZENLEMEMİŞ?

BUGÜNE KADAR AKP TEMSİLCİLERİ HER ZAMAN “YÜKSEKÖĞRETİM KURUMUNDAN” ŞİKAYETÇİ İDİLER. HER ZAMAN “YÖK” ÜN KALDIRILMASINI, ÇAĞDAŞ DEMOKRASİLERDE BÖYLE İŞLEYEN BİR KURUMUN OLMADIĞINI SÖYLÜYORLARDI.
OYSA YENİ ANAYASA DÜZENLEMESİNDE HİÇ BİR ŞEY YOK. ACABA BASİT BİR UNUTKANLIK MI?

YOKSA “NASIL OLSA ARTIK ELE GEÇİRDİK” MANTIĞININ BİR UZANTISI MI?

20) AKP ANAYASASI, CUMHURBAŞKANININ İŞLEMLERİ KONUSUNU DA UNUTMUŞ

AKP İKTİDARI, 2007 YILINA KADAR “CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİNİN FAZLALIĞINDAN” ŞİKAYET EDİYORDU.

ANCAK ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE, BU KONUYU TAMAMEN UNUTMUŞ GÖRÜNÜYOR. HATTA CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİNİ ÇOK DAHA ARTTIRMIŞ.
NASIL MI ARTTIRMIŞ? ANAYASA MAHKEMESİNE “KENDİ BAŞINA” SEÇTİĞİ ÜYELERİN SAYISINI ÇOĞALTMIŞ. ESKİDEN 11 ÜYEDEN 4 TANESİNİ (3 ÜYE DOĞRUDAN + 1 ÜYE YÖK'TEN) ATARKEN, ŞİMDİ BU ÜYELERİN SAYISI YEDİ (7) YE ÇIKARTILMIŞ.

HANİ CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİ ÇOK FAZLA İDİ? HANİ BU YETKİLERİ İLE BİR “VESAYET KURUMU” OLURDU?

ACABA YİNE “NASIL OLSA ARTIK ELE GEÇİRDİK” MANTIĞININ BİR UZANTISI MI?

21) AKP ANAYASASINDA “KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZ” UNUTULMUŞ

AÇILIM YAPTIK DEDİLER, İLK ÖNCE KENDİ YANDAŞLARI İLE TOPLANTILAR DÜZENLEDİLER.
SONRA “KÜRT AÇILIMI”NDAN VAZGEÇİP “BİRLİK, BERABERLİK AÇILIMI” DEDİLER.
İÇERİĞİNİ SORDUK, HİÇ SÖYLEMEDİLER,
“HABUR'DA GÖRECEKSİNİZ AÇILIMI” DEDİLER. VE “HABUR”DA AÇILIMI BAŞLATTILAR. YARGIÇLARA BASKI YAPIP “SAHRA MAHKEMELERİ” KURDULAR.
BAŞBAKAN “HABUR'DA ÇOK GÜZEL ŞEYLER OLUYOR” DEDİ.

BU AÇILIM OLMAZSA “DEMOKRASİ YOKTUR” DEDİLER. “AÇILIMA DESTEK VERMEZSENİZ İKİ CİHANDA LEKELİSİNİZ” DEDİLER.

VE YAPTIKLARI ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE KÜRT VATANDAŞLARIMIZLA İLGİLİ TEK CÜMLE BİLE KOYMADILAR. ONLARI UNUTTULAR.

PEKİYİ BU NASIL DEMOKRATİK VE ÇAĞDAŞ BİR ANAYASA ?


22) AKP ANAYASASINDA, “ALEVİ YURTTAŞLARIMIZ” DA UNUTULMUŞ

SAYISIZ AÇILIM YAPTILAR, TOPLANTILAR DÜZENLEDİLER. ALEVİLERİN TALEPLERİNE KARŞILIK VERECEKLERİNİ SÖYLEDİLER.

AMA UNUTMUŞLAR. ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE “ALEVİLERLE” İLGİLİ TEK SATIR YOK. BİR TEK HAK YOK. NE “ZORUNLU DİN DERSİ” , NE DE BAŞKA BİR HAK. ACABA UNUTTULAR MI DERSİNİZ?

YOKSA BU NASIL ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATİK BİR ANAYASA?



ŞİMDİ BİR KEZ DAHA DÜŞÜNELİM.
YUKARIDA SÖYLEDİKLERİMİZ DOĞRU DEĞİL İSE,
ELEŞTİRİLERİMİZ HAKLI DEĞİL İSE,
UNUTULANLARIN GERÇEKTEN UNUTULDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSANIZ, ANAYASA'YA “EVET” VERİN,

AMA SÖYLEDİKLERİMİZ DOĞRU İSE, ANAYASAYA “HAYIR” VERELİM.

OYLARIMIZ “HAYIR'LI” OLSUN