28 Temmuz 2010 Çarşamba

Bu bildirinin içeriğine katılıyorsanız lütfen dağıtımına yardımcı olun..

> >
> > Türkiye.de toplumun kaygı verici ölçüde kutuplaşmaya
> > sürüklendiği bu süreçte BİR TOPLUM SÖZLEŞMESİ olan anayasa
> > değişikliği için olmazsa olmaz olan ASGARİ UZLAŞMA ortamı
> > sağlanmamıştır. Bu durum ANAYASAL GELENEKLERE aykırı olduğu gibi
> > tamamen iktidar partisine ilişkin ÖZNEL nedenlere dayanmaktadır.
> >
> > Bu süreç KATILIMCILIK ve ÇOĞULCULUKTAN uzak ve diğer siyasi
> > partilere, sivil toplum örgütlerine, meslek odalarına kısaca ULUSUMUZA
> > DAYATMAYA dönüşmüştür.
> >
> > Bu girişimin, Türkiye.de olağanüstü dönemler dışında
> > İLETİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜ, ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ ve ADİL
> > YARGILANMA HAKKI gibi en temel hak ve güvencelerin en ağır ve
> > sistematik biçimde ihlal edildiği bir iktidar döneminde ve bu iktidar
> > partisi tarafından başlatılmış olması kaygıları daha da
> > artırmaktadır.
> >
> > Türkiye.de YARGI BAĞIMSIZLIĞI.NI daha da güçlendirmek yönünde
> > öncelikli ve zorunlu olarak yapılması gereken köklü REFORMLARA
> > GEREKSİNİM varken, salt HSYK ve ANAYASA MAHKEMESİ gibi yargının üst
> > kurumlarında yapısal değişikliğe gitmenin bir yargı reformu olarak
> > tanımlanması olanaksızdır.
> >
> > Siyasi iktidarın özellikle son yıllarda YARGI BAĞIMSIZLIĞI, KUVVETLER
> > AYRILIĞI ve HUKUK DEVLETİ ilkeleri ile bağdaşmayan bir tavır içinde
> > olduğu, YARGIYI kuşattığı ve Adalet Bakanlığı.nın HSYK.nın
> > çalışmalarını bilinçli olarak engellediği kamuoyunca endişeyle
> > izlenmektedir.
> >
> > İktidar partisince dayatılan anayasa değişikliğinin amacı, kendisine
> > ayak bağı olarak gördüğünü ifade ettiği yüksek yargı
> > organlarını tasfiye etmek ve İKTİDARA BAĞLI BİR YARGI yaratmaktır.
> >
> > Bu yöntemle ve bu amaca yönelik olarak yapılmak istenen anayasa
> > değişikliği, KUVVETLER AYRILIĞI, YARGI BAĞIMSIZLIĞI ve Anayasanın
> > 2. maddesindeki cumhuriyetin değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif
> > dahi edilemez niteliklerinden olan HUKUK DEVLETİ İLKESİ ile
> > bağdaşmamaktadır.
> >
> > Yapılmak istenen, CUMHURİYETİN TEMEL NİTELİKLERİNİ ORTADAN
> > KALDIRACAK VE ÜLKEYİ OTORİTER BİR YÖNETİM BİÇİMİNE GÖTÜRECEK
> > OLAN BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİDİR. Eş söyleyişle DAYATILAN
> > ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR KURUMSALLAŞTIRILMAK İSTENMEKTEDİR. ANCAK
> > BU REJİMİN ADI .DEMOKRASİ. OLMAYACAKTIR.
> >
> > Siyasal İktidar, anayasa değişikliği paketi ile KUVVETLER AYRILIĞI
> > sisteminden KUVVETLER BİRLİĞİ sistemine geçişi amaçlamaktadır.
> > Böylece bağımsız olması gereken YARGI, yasamanın ve yürütmenin,
> > dolayısıyla SİYASAL İKTİDARLARIN denetimine ve güdümüne girecek,
> > HUKUK DEVLETİ olma niteliği ortadan kalkacaktır.
> >
> > SONUÇ OLARAK; KATILIMCI ve ÇOĞULCU BİR SÜREÇ İÇİNDE GELİŞMEYEN,
> > temel bir UZLAŞMAYA DAYANMAYAN ve bu nedenle MİLLİ İRADEYİ YANSITMAYAN
> > böyle bir anayasa değişikliğinin ve bunun bütün olarak
> > halkoylamasına sunulmasının, özünde yöntem olarak 12 Eylül
> > Anayasasının hazırlanma ve kabul sürecinden hiçbir farkı yoktur. Bu
> > şekilde yapılmak istenen bir halkoylaması süreci; gerçek anlamda
> > halkın görüşünün sorulması değil, tıpkı 12 Eylül Anayasası
> > gibi bir dayatma ve aldatmaca olacaktır. Kısaca siyasi iktidar
> >
> > ÖZGÜRLÜKLER VE HAKLAR ÜLKESİ YARATMAK İÇİN DEĞİL iktidarını
> > daha da güçlendirmek, YARGI ERKİNİ VESAYET ALTINA ALMAK,
> > ANTİDEMOKRATİK VE BASKICI BİR DÜZEN KURMAK İSTEDİĞİ İÇİN bu
> > yönde değişiklik yapmak istemektedir. Bu değişikliğin
> > gerçekleşmesi durumunda ne ANAYASANIN RUHU ve ne de DEMOKRASİNİN adı
> > kalacaktır.
> >
> > BU TEHLİKELİ GİDİŞE DUR DEMEK VE YAPILMAK İSTENENLERİN KARŞISINDA
> > OLMAK SAĞDUYULU VE ÜLKESİNİ SEVEN HER VATANDAŞIN GÖREVİDİR.
> >
> > Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
> >
> > İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

27 Temmuz 2010 Salı

1000 Kere Hayır!!!

Anayasa kabul edilirse anayasa mahkemesi üyelerini meclis yani akp seçecek! Hsyk üyelerini Abd.Gül seçecek! Milletvekilliği düşürülmesi kalkacak.Terör suçu işlese bile! Ve sıkı durun son zamanlarda bu konuda mağdur olanlar başvurup milletvekilliğini geri alabilecek.Yani... apo canisiyle elele resimleri olan Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk meclise geri gelecek ve 7 aylık maaşlarını devletten alacak!

2 Temmuz 2010 Cuma

Yersiz Gereksiz ve Üstelik Seviyesiz

Geçenlerde yani birkaç gün önce TV kanalları arasında gezinirken kendime seyredecek birşeyler bulma telaşıyla; bir magazin programına rastladım.. Yok hayır kendime seyredecek bir program olarak seçmedim kendisini; daha çok sinirimi bozan bir programdı benim için.. Neden mi? Çünkü hani şu milyonları televizyon başına kitleyen dedikleri milli dizimiz "Aşk-ı Memnu" var ya; onun vedası için büyük bir organizasyon düzenlenmişti, kırmızı halılar serilmiş, adalar kiralanmış, binler davet edilmiş bir kutlama yapılıyordu. Ve kocaaaa bir program sadece bu kutlamaya ayrılmıştı, efendim kim ne giymiş, kim ne dediş, ne hissetmekteymiş teker teker gösteriyorlardı sanırım.. Bihter'in intihar sahnesine denk geldim, seyrettiğim programın reklam arasında.. Güzel oynamış kız ona lafım yok.. Benim lafım ülkemin içinde bulunduğu böylesi bir ortamda sırf bir dizinin sonuna gelindi diye bu kadar büyük bir kutlamaya gerek olup olmadığıyla ilgiliydi.. Bence son derece gereksiz, yersiz üstelik de endamsız bir işti yaptıkları.. Bihter bağrına kurşunu sıkıp yere düşerken kendi kendime "her gece, her gün ne çok askerimizin bu şekilde yere düşüşü" aklıma geldi; üstelik bu ölümlerde bir anlam, bir onur vardı.. Ve biz bu ölümlere bu insanların (şehitlerin9 onurlarına yeteri kadar saygıyı gösteremezken; bir dizinin bitişini ülke olarak tek yürek olmuş göz yaşlarıyla izliyor arkasından da yapılan sözde muhteşem kutlamanın yansımalarını izliyorduk; öyle ki neredeyse meclis bile çalışmalarına ara veriyordu sırf bu yüzden..

Üstelik hangi başarının kutlamasıdır bu? Evet eser çok büyük bir eserdir öyle ki ilk büyük eser olarak tarihe geçmiştir Halid Ziya'nın bu romanı.. Ancak daha önce de başarıyla çekilmiştir, yani daha önce yapılmış bir iştir; yani yapılmış bir işin tekrarıdır.. Nesi bu kadar kutlamayı hak etmiştir; uyutulmakta olan ülkemin insanının uyumadan önce bu diziyi tercih etmiş olması mı???

Bunlar benim kanıma dokunuyor arkadaş, sinirleniyorum, kınıyorum.. Verdiği anlamlı mücadelelere yenik düşen insanları anmak, anlamak, dökülen bu kanı durdurmak için çaba sarfetmek, kafa patlatmak yerine yasak bir aşkın heyecanına kaptırmayı tercih ediyor olmamızı hazmedememek belki de benimkisi..

Ben bu kutlamayı ayıplıyorum, o kutlamayı düzenleyenleri, o kutlamaya katılanları, o kutlamaya koca bir programı ayıran program yapımcılarını ve dolayısıyla o kanalı ayıplıyorum..

Lütfen biri beni uyarsın; ben mi çok abartıyorum. Yoksa ben abartmıyorum da benim düşündüğüm gibi başkaları mı abartıyor.. Yok eğer ben haklı bir çığlık içindeysem; lütfen o başkalarını siz de uyarın...