17 Haziran 2010 Perşembe

dışarda birşeyler oluyor!!!

BU RAKAMLARA DİKKAT!!!!


NTV'deki 'Neden' programında 'Aleviler ve Siyaset'i tartışıldı.
Açılışta Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser'e soruldu:

* * * Neden her seçim öncesi 'Sünniler ve Siyaset' değil de 'Aleviler
ve Siyaset' tartışılır....?'

Eser, rakamlarla yanıtladı bu soruyu...
Verdiği rakamlar, tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir tablo sergiliyordu.
Bu rakamları yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum:

***Türkiye'de kaç okul var ?........... ........67. 000

***Kaç hastane var ?........... ........1. 220

***Kaç sağlık ocağı var ?........... ......... 6.300

***Peki kaç cami var ?........... ......... .85.000

Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.

***Peki, kaç kilise var ?........... ......... .270

***Kaç cemevi var ?........... ......... .100

***Türkiye'de kaç doktor var ?........... ......... .77.000

***Peki, kaç din görevlisi var ?........... ......... .90.000

Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken,

her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.

Eğitim-Sen'e göre Türkiye'nin 200 bin öğretmen açığı var.

***Türkiye'de kaç kütüphane var?........ ......... ......1.435

***Almanya'da kaç kütüphane var?........ ......... .....11.000

***Türkiye'nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var ?......13

*** Kaç kentte kuran kursu var?........ ......... .......81

***Bu kursların toplam sayısı kaç ?........... ......... ......3.852

***Türkiye'de 1 opera derneği var, 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.

***Peki, kaç tane 'cami yaptırma derneği' var ?........35. 000

***İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar ?...... ..... ....783 trilyon

***Ulaştırma Bakanlığı'nın ?........... ........678 trilyon

***Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın ?........... ...677 trilyon...

***Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ?........... .......632 trilyon...

***Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın ?........... ........280 trilyon..

***Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ?...249 trilyon...

***Çevre ve Orman Bakanlığı'nın ?........... ........404 trilyon...

***Sadece Sünnileri temsileden

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi nekadar ?........1.3 katrilyon...
8 bakanlığın bütçesi kadar...

22 üniversitenin toplam bütçesine denk...

***Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:

1997'de 66 trilyon.

1998'de 119...

1999'da 180...

2000'de 270...

2001'de 302....

2002'de 553...

2003'te 771...

2004'te 1 katrilyon...

2005'te 1 katrilyon...

2006'da 1,3 katrilyon...

2007'de 2,7 katrilyon...

Bir ülke, Diyanet'e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor,bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa, doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa, hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa, o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?


Arkadaşlar!
dışarda birşeyler oluyor farkında mısınız?
uykuda olanları sarsın, uyandırın. yakında ışıklar sönebilir, karanlıkta ne yapacaksınız...

Karşıyım İşte...

Fazla büyük laflar etmek istemiyorum.. Herkes gibi kendi doğrularıyla yaşıyorum, başkalarının görüşlerine de değer veriyor o açıdan da bakmaya çalışıyorum hayata ama benim doğrumun çok zıttıysa sadece saygı duymaya çalışıyorum, insanca bir ortamda yaşayabilmek için...

Neyse uzun laflar edesim yok bugün, sadece bir iki cümleyle düşüncemi özetleyesim var ve mutlaka bu düşüncemi paylaşasım var... mavi Marmara'da olanlar için, orada dökülen kanlar için çok üzgünüm.. Her insanın hayattan ayrılışı elbet dokunur bana da hele bu insan benim yaşadığım toprakların insanıysa.. O yüzden Mavi Marmara'da ölen herkes için üzgünüm, hele de benim toprağımdan olanlar için daha da üzgünüm.. Bazen çok masumca çıktıkları yolda oyuna mı getirildiler diye de düşünmüyor değilim; elbette canım yanıyor onlara da.. Ama "Şehit" ilan edilmelerine karşıyım, hele adlarına anıt dikilmesine kesinlikle karşıyım.. Şehitlik mertebesi için bunun toplumsal bir hareket olması gerekir diye düşünürüm çünkü.. Oysa ben bu olayı toplumsal bir hareket olarak görmüyorum; usülünden şaşmış bir iş belki de... Sözün özü; bu kadarı fazla..Onlara gelene kadar ne canlar var anıtları yapılması gereken bu ülkde; önce onların anıtları yapılsın öyleyse...Anıtlar yapılsın ama yer kalır mı bilmem bu ülkede o kadar anıt için...

Dedim ya fazla laf edesim yok kısacık düşüncemi söyleyip gitmek var...

12 Haziran 2010 Cumartesi

Söndür Şu Yangını Artık!!!

23 yaşında bir kadın,daha evleneli 1 ayı yeni geçmiş bir kadın, belli ki aşkla evlenmiş, yoksa kimse çekemez o derdi; bir askerin eşi olmak zordur bilirim.. Asker eşi olduğumdan değil ama asker kızı olduğumdan bilirim ne yaşandığını, nasıl yaşandığını, ne zorluklarla yaşandığını.. Ülkemin hemen her yerini bilirim; hele doğusunu güney doğusunu daha da iyi bilirim... Asker kızı olduğum için bilirim; üniversitede okurken dönem arası tatilde ailemin yanına gittiğim bir kaç günü anlatmak isterim.. Bir sabah Diyarbakır'daki evimizde uyandım, bayram sabahıydı.. Babam "hadi bakalım öle İstanbul'larda yaşamak okumak kolay, gel bakalım sana buraları göstericem, burdaki yaşamı gör, buranın kokusunu da al" dedi.. Aldık tepsi tepsi baklavaları Türk askerinin bayramını kutlamaya gittik.. Bitlis'in Mutki'sinden Tatvan' a kadar o gün kaç tane karakol gezdiğimi kaç bin tane askeri gödüğümü bilmiyorum.. Tek bildiğim içimde hüzünle gururun birbirine karıştığıydı.. Hüzünlüydüm; çünkü karakolların bulunduğu yerlerde dağ taştan başka hiçbirşey yoktu.. hani derler ya hep; "siz sıcak yatağınızda rahat uyuyun biz sizi bekliyoruz" diye.. O gün milletin kendi arasında geyik haline getirdiği bu cümlenin bir gerçekten ibaret olduğunu teyid ettim.. Gururluydum çünkü, askerlerin her biri gerçekten çakı gibiydi, tertemiz giyinmişlerdi bayram gününe özel ve dimdik aslanlar gibi duruyorlardı.. Herbir karakoldan ayrılırken göz yaşlarıma hakim olamıyordum.. Şimdi hergün aldığım şehit haberleri karşısında göz yaşlarıma hakim olamadığım gibi..Yine o tatilim esnasında bir gün annemle 2. taktik hava kuvvetlerinin gazinosuna gittik çay içmeye!! Daha doğrusu içemedik, helikopterlerin biri iniyor biri havalanıyordu.. Hayatım sonuna kadar unutmayacağım manzaraydı o.. Helikopterler yaralı askerleri getiriyordu, üniforması kan içinde kalmış doktorlar yaralı askerleri teslim ediyor ve tekrar havalanıyorlardı..Kendi kendime "Allahım bayramda gördüğüm askerlerden hanigisi bunlar" diye düşündüğümü hatırlıyorum..Babam haklıydı; vatanımın bir yanından diğer yanına yaşam çok farklıydı ve havayı koklamıştım istediği gibi..O günden bugüne yıllar geçti ve o günden bugüne her aldığım şehit haberi beni yaralıyor çok acıtıyor ve çok kızdırıyor..
zordur asker ailesi olmak, o yüzden diyorum işte aşkla olmayınca da zordur bir kadının asker eşi olmayı kabul etmesi.. 23 yaşında evinin balkonunda taranan Pınar gibi..

Şimdi bu şehitlerin bu canların gitmesinin normalleştirilmeye çalışılmasına izin vermek istemiyorum, tek başıma ne yapabilirsem bilmiyorum ama yaparım işte elimden geleni..

Şu TayyiP'e kızıyorum, kendi evin alev alev yanıyor Tayiip, sen ise Hamastı; araplardı yok İran'dı kafayı komşunun eviyle bozmuşsun.. Dön evine kendi yangınını söndür önce.. Kendi ülkende tırmanan terörü gör; bizi evini gözden çıkarma; gerçi hoş biz seni çoktan gözden çıkardık...

11 Haziran 2010 Cuma

Su parkı reklamı; enteresan:)

http://adweek.blogs.com/adfreak/brazilian-water-park-makes-a-splash-with-e-mailed-waterslide-ad.html

Tema Vakfından Duyrulmuştur...

Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. Bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün.

Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu yapmayın ve yaptırmayın.

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet...
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.

Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler...

10 Haziran 2010 Perşembe

Bu şahıs bulunduğunda nirvanaya ulaştığımızın resmidir:)))

Erkek Dediğin...
seni elinin tersiyle degil
avucunun iciyle kavrayacak.
bileceksin ki
emin ellerdeyi...m,
baskasi tutamaz elimi boyle.
rahat olacaksin yaninda,
cok konusmayacak,
beynini didiklemeyecek.
ince olacak;
seni senin kadar dusunecek.

erkek dedigin,
sen onu merak ettiginde
kendisine hesap soruluyor
havalarina girmeyecek.
senin inceligine karsi
umursamaz sozler sarf etmeyecek.

erkek dedigin,
kadinin sinirini bozmayacak,
cinlerini tepesine cikarmayacak,
sanki sen onun icin varmissin
her ne zaman istese emrine amadeymissin,
o ne yaparsa yapsin
her istediginde yaninda
elinin altinda olacakmissin
triplerine girmeyecek.

erkek dedigin,
sen ona sevgini hissettirdiginde,
sen ona kayitsiz sartsiz
asıkmissin gibi havalara girmeyecek.

erkek dedigin
ilgi gordugunde ilgiyle,
sevgi gordugunde sevgiyle
karsilik verecek.

erkek dedigin,
sen onun icin kendine baktiginda,
sirf ona daha guzel gorunmek icin
giyinip kusandiginda
hicbir sey olmamis gibi
davranmayacak.
erkek dedigin,
ruhunu oksamasini bilecek.
romantik olacak
kimi gun habersizce kucaginda
ciceklerle cikip gelecek.
ozel gunleri unutmayi
marifet sanmayacak.

erkek dedigin,
kayitsiz olmayacak
senin butun zerafetine karsi.
gercekten seven bir kadin
sevgi ve ilgi bekler,
erkegine verdigi askin karsiliginda
kucuk bir tatli soz,
kisa bir mesaj,
bir cagri bile onu mutlu edebilir.

erkek dedigin
butun bunlari
cebinden para harciyormus gibi
cimrilikle yapmayacak.

erkek dedigin,
ben aranmayi,
cok aramayi
sevmem demeyecek.

erkek dedigin,
her sey kendi istedigi gibi
olsun istemeyecek.
sadece kendi caninin
istemesine baglamayacak
her þeyi.

erkek dediginin,
hissettigiyle
yaptigi sey arasinda ucurum
olmayacak.

erkek dedigin,
cesur olacak cesur.
seni seviyorum derken
korkmayacak,
baska seylerin
arkasina gizlenmeyecek.
seviyorum deyip
bir sonraki perdede kacmayacak,
ozluyorum diyorsa gelecek,
kaybetmek istemiyorum diyorsa
kaybetmeyecek.

erkek dedigin
askina sahip cikacak.
korkak olmaz erkek
dedigin.

erkek dedigin
iyi sevisecek.
koyun gibi yatmayacak,
bir an once su is bitse demeyecek.
asksiz yatmayacak yataga ve
sen bunu bileceksin.
bir baba sefkatiyle
seni alnindan optugunde
bileceksin ki
sevgisi gecici ve zayif
degildir.

erkek dedigin,
ve sevgiyle optugunde
dudaklarindan
bileceksin ki
opusun tek sebebi
sehvet degildir.

erkek dedigin
aldatmayacak.
aldatmak basitliktir.
seviyorum diyorsa
aldatmaz erkek dedigin.

aldatiyorsa
sevmiyor demektir.

erkek dedigin
yakisıkli olacak,
cekici olacak ama
bundan cok daha ote bir sey...

erkek dedigin,
zeki olacak.
kadinin kucuk yalanlara,
bahanelere inanmayacagini,
kendisini kendi gibi
tanidigini bilecek.
kadinin zekasini
kucumsemeyecek kadar
zeki olacak.
zeki olacak,
seni bir hamur gibi
karmasini bilecek,
o hamura kendisini katmasinida.

erkek dedigin,
degerlerini bir anlik hevesler ugruna
satmayacak.
namussuzlugunu, ahlaksizligini
ancak ve ancak seninle yataktayken
kullanacak.
yan gozle hatun kesmeyecek,
ustune sevgili edinmeyecek.

erkek dedigin
once sevecek.
kendini sevmeyen erkekten
kimseye hayir gelmez.
bir bakarsin ki
yillar sonra bu adamla
ne yataga sigiyorsun,
ne topraga...
koluna girip
gezmesini bileceksin gururla
koynuna alip
sevismesini de.

erkek dedigin,
babaligini da bilecek,
ana-babaya hurmet etmeyi,
kadir kiymet bilmeyi,
vefakarligi, fedakarligi. ..

erkek dedigin
seni koruyacak,kusatacak .
o nerede olursa olsun
seni koruyacagini bileceksin.

pisirik olmayacak
erkek dedigin.

erkek dedigin
erkek olacak guzelim.
seni sadece sen oldugun icin sevecek.
parayla pulla,
kariyerle, gucle,
kimin ne dedigiyle
hareket etmeyecek.
hem sevgilin,
hem arkadasin,olacak

ÖNEMLİ!!!

12 Eylül 2010’da yapılacak olan halk oylaması nedeniyle seçmen listeleri 9 Haziran 2010 tarihinde askıya çıkarıldı, 22 Haziran 2010 tarihinde ise askıdan indirilecektir Lütfen mahalle muhtarlığınıza giderek isminizi kontrol ediniz. Çevrenizdekileri de bu konuda uyarınız.

8 Haziran 2010 Salı

Bir Yorum!!! Okumaya değer!!!

Barzani.yi görmedik bile. Çünkü biz büyülenmiş gibi Mavi Marmara gemisine kilitlenmiştik! Çünkü biz şamata kopartılan yere bakıyorduk.

Çünkü İsrail İskenderun limanına yerleşmek üzere kolları sıvadı, MUSUL-KERKÜK Petrolleri buradan İsrail.e akıtılacak. O nedenle Barzani.nin Kürt devleti, İskenderun.a kadar uzatılacak. Öyleyse, bu acil ziyaretin üzerine kalkan olacak bir gürültü kopartmak gerekiyordu!

Barzani resmen geldi görüştü, hiç kimse ona tepki göstermedi, tepkiler İsrail üzerine yönlendirildi, dikkatler oraya kilitlendi.

BOP maddelerinden birinde der ki; .İSRAİL 1967 öncesi sınırlarına çekilecek.. Bu maddeye sıra geldi galiba. Dikkat edersek görürüz ki İsrail artık İskenderun-Kerkük hattına doğru ilerliyor. Erbil üssü tamamlandı, İncirlik üssüne gerek kalmadı. Onu da bir kahramanlık süsüyle eşbaşkana yaptırırlar.

Yani çıbanı olduruyorlar. Filistin cephesinde HAMAS kazanmış gibi görünecek, İsrail Gazze.yi terk ederken en kahraman bizim başbakan olacak. Hamas yönetimi ondan sonra varlık nedeni ortadan kalktığı için çökecek, iç kavgalara terk edilen Gazze.yi ondan sonra hatırlayan kalmayacak.

Altını çizelim, Başbakan Erdoğan İsrail.e karşı değildir:

Mesela; ÇEVİK BİR imzalı 1966 İsrail anlaşmaları iptal edilmedi.

Mesela; Eşbaşkanlık görevinden istifa etmedi, BOP görevine devam ediyor.

Mesela; 1966 askeri anlaşmalarıyla İsrail.e mermi yapımı durdurulmadı.(Ya da duymadık)

Öte yandan tüm hızıyla BOP devam ediyor:

İsrail, İskenderun limanını almaya hazırlanıyor. PKK, İsrail taşeronluğuna devam ediyor, şehitlerimiz artık limanlarımızdan da geliyor.

IHH gemileri KKTC limanlarına .TSK işgalini kırmaya!. çıkartma yapmaya hazırlanıyor, haberleri dolaşmaya başladı bile.

Çevik Bir imzalı 28 şubat 8 yıllık kesintisiz ithal Amerikan eğitim darbesi devam ediyor, üstüne ARAPÇA eklendi, her okulda 8 yıl kesintisiz tarikat eğitimi yapılır olacak.

Beri yandan İsrail halkı da zihinsel kaos içerisinde, dünya kamuoyu da:

İsrail.de yaşanan kaos, İsrail halkının da aptallaştırılmasıdır. Kim kime karşıdır belirsizdir. Olan biteni anlamadan nasıl dünyadan devşirildiler .kutsal. topraklara, şimdi de neden sürekli savaş halinde olacaklarını anlayamıyorlar.

Ancak bir şey var, o da CİA.da egemen olan büyük lobi, hepsini parmağında oynatıyor. Öngörülmüş tepkilere doğru hepsi sürükleniyor. HAMAS bahane, PKK.nın Yüksekova esrar geliri gibi Hamas.ın elinde kaçakçılık .yardım!. gelirleri var. Paranın kirine bulaştırılmadık kimse kalmadı ortalıkta. Böyle akçeli işler en eski İngiliz siyasetidir.

Kaosa bakınız; AKP IHH.ya sahip çıkıyor, Fetullah İsrail.e sahip çıkıyor, yani ABD.deki ev sahibinin düdüğünü çalıyor... Bülent Arınç da bir gün ona bir gün buna .Ebemin dediği. diyor. Ama gönlünden geçeni de söylüyor, .Fethullah.ı çiçeklerle karşılarsınız. diyor muhalefete. Muhalefet de ona ışık yakıyor. Bizim evdeki kaos da böyle.

Bunlar olup biterken molla Barzani geldi gitti.

Bir ara konuşuluyordu, Barzani.nin soyu Yahudiymiş. Valla olur mu olur. Soyağacında kimlerin oynamadılar ki. Beyaz Türksün dediler miydi bu da Türk Yahudisi demekmiş, eh, buna teşne olan varsa, İsrail odundan adam arıyor şu günlerde. İşbirlikçi olmak için ille de Yahudi olmak gerekmiyor her halde.

Ancak, dünyada Yahudi.nin Yahudi.ye yaptığını kimse yapmamıştır. Bakın İsrail.e devşirilenlere, her an ölüm korkusuyla esir edilmiş zavallılar. ABD Siyonist (Black Nobility) Yahudi lobisinin elinde oyuncak hepsi.

İlgilenen olursa, İsrail devletinin kurucusu İngiliz kralı Edward.ın anne tarafından Alman Yahudisi olduğunu belgesiyle İngiliz kaynaklarından okuyabilirler. Bu ailenin soyağacında Hitler ile adaş, Adolf adında dedeler var ve İngiliz Kralı Edward ile Hitler.in birlikte fotoğrafı var.

http://en.wikipedia.org/wiki/Princess_Mary_Adelaide_of_Cambridge

Jews in the house of Wurtenbergh GERMANY

http://www.jewishencyclopedia.com/view.jsp?artid=294&letter=W

İngiliz kraliyet ailesinin Alman Yahudileriyle aile bağını (Black Nobility), onların da Cenevizli İtalyan olduklarını okumak isterseniz: . (Bizdeki karşılığı Karaim Yahudisi olmalı.)

http://relay4thetruth.blogspot.com/2007/09/who-are-black-nobility.html



7.6.2010

Mahiye Morgül

7 Haziran 2010 Pazartesi

Güzel bir hikaye:)

Leonardo da Vinci;
'Son Aksam Yemeği'
isimli resmini yapmayı düşündüğünde
büyük bir güçlükle karşılaştı...

İyi'yi İsa'nın bedeninde,

Kötü'yü de İsa'nın
arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde
ona ihanet etmeye karar veren
Yahuda'nın bedeninde

tasvir etmek zorundaydı...

Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak
kullanabileceğ i birilerini aramaya başladı.

Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında,
korodakilerden birinin İsa tasvirine çok
uyduğunu fark etti.

Onu poz vermesi için atölyesine davet etti,
sayısız taslak ve eskiz çizdi.
Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse
tamamlanmıştı,

ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için
kullanacağı modeli bulamamıştı....

Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali,
resmi bir an önce bitirmesi için ressamı
sıkıştırmaya başladı.

Günlerce aradıktan sonra Leonardo;
vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu.
Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden
geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.

Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye
taşımalarını söyledi.
Cünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.

Zavallı,başına gelenleri anlamamıştı.
Leonardo adamın yüzünde görülen
inançsızlığı,
günahı,
bencilliği
resme geçiriyordu.. .
Leonardo işini bitirdiğinde,
o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan
berduş;
gözlerini açtı ve
bu harika duvar resmini gördü.

Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle
şöyle dedi:

'Ben bu resmi daha önce gördüm...'

'Ne zaman?'
diye sordu Leonardo da Vinci,
o da şaşırmıştı..

'Üç yıl önce' dedi adam..
'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce...

O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum.
Pek çok hayalim vardı.
Bir ressam beni İsa'nın yüzü için
modellik yapmak üzere davet etmişti...'


İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır...
Her şey insanın yoluna
ne zaman çıktıklarına bağlıdır...

Paulo Coelho

YEDİ YILDAN BU GÜNE TÜRKİYEDE YAŞADIĞIMIZ İLKLER .

AKP Genel Merkezi' nin canını ...oldukça sıkan bu maili bugüne kadar tam 7 milyon kişi gördü...

* İşte AK Parti' nin canını çok sıkan o mail:


Türkiye' deki icraatlarının unutulmaması ve bakar körlerin gak guk etmemesi için Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP' nin Türk siyaset tarihindeki bazı ilklerini hatırlatmakta yarar görüyorum.
* 1- İlk defa bir Başbakan " Tezkere geçmezse memura maaş ödeyemeyiz " dedi
*2- İlk defa ekonomi büyürken işsizlik arttı.
*3- İlk defa cari açık verilirken döviz kuru arttı.
*4- İlk defa bir Başbakan zam isteyen memura " İMF' yi ikna edin " dedi.
*5- İlk kez ithalat 100 milyar doları aştı.
*6- İlk kez cari a çığın üstünde borçlanma yapıldı
*7- İlk kez Yunan kilise bankası Türkiye' de banka satın aldı.
*8- İlk defa domuz, kesimlik hayvanlar arasına alındı
*9- İlk defa düşük faizli dış borç, yüksek faizli iç borç ile ödendi.
*10- İlk defa bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı, islâmiyeti yok etmeye yemin eden bir Papa' nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi.
*11- İlk defa bir Başbakan " Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya " dedi.
*12- İlk defa bir cami kiliseye çevrildi.
*13- İlk defa kilise ve havralar imar planında yer aldı.
*14- İlk defa bir Başbakan Yahudi düşünce kuruluşundan " Üstün Cesaret Ödülü " aldı.
*15- İlk defa Türk askerinin başına ABD güçlerince çuval geçirildi.
*16- İlk defa bir Başbakan " bir dönem dini kullandık " dedi.
*17- İlk defa petrol kanunu ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi.
*18- İlk defa yabancı rantiyecilere vergi muafiyeti tanındı.
*19- İlk defa iletişim sektörünün tamamı yabancıların eline geçti.
*20- İlk defa tezkere ret edilmesine rağmen Dış İşleri Bakanlığı genelgesi ile silahlar Türkiye üzerinden geçti.
*21- İlk defa bir Başbakan İslâm dünyasının sınırlarını değiştirecek BOP' un eş başkanı oldu.
*22- İlk defa bir Başbakan Müslüman topraklarını işgal eden ABD askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ettiğini açıkladı.
*23- İlk kez İsrailli bir işadamına çok gizli bir şekilde 800 milyon dolar kaynak aktarıldı.
*24- İlk defa bir Başbakan yapılan ihalede önce uçak istedi ama sonra Mercedes' e razı oldu.
*25- İlk defa fındık üreticileri en büyük mitingi yaptı.
*26- İlk defa bir Başbakan Türkiye' yi pazarladığını açıkça itiraf etti.
*27- İlk defa tarımsal üretimde dış ticaret açığı ortaya çıktı.
*28- İlk defa bir Başbakan çiftçilere " Gözünü to p rak doyursun " dedi.
*29- İlk defa kap kaç diye bir sektör ortaya çıktı.
*30- İlk defa zina suç olmaktan çıktı.
*31- İlk defa bir Başbakan en fazla yurt dışı gezisi yaptı.
*32- İlk defa bir Başbakan " Borç yiğidin kamçısıdır " diyerek borçlanmayı bir başarı olarak gösterdi.
*33- İlk defa enflasyon % 10 artarken pancar fiyatları 99 kuruştan 88 kuruşa indi. *34- İlk defa çiftçi ve emekliden vergi alınması sözü verildi.
* 35- İlk defa bir Başbakan Danışmanı Amerikalılara Başbakan için " Bu adamı kullanın, onu rogara süpürmeyin " dedi.
*36- İlk defa GSMH artarken KDV tahsilâtı yerinde saydı.
*37- İlk defa bir Başbakan TMSF katkısıyla bu kadar çok TV ve gazete yönlendirdi. *38- İlk defa Türkiye Cumhuriyeti' nin Cumhurbaşkanı misafir olarak gelen bir kralın ayağına gitti. Hem de 10 Kasım günü. < /u>.
. *39- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ÇİFTÇİYE " ANANIDA AL GİT " DEDİ...
*40- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ŞEHİD ZİYARETTİNDE " ASKERLİK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR " DEDİ *41- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN 300 METRELİK GEMİYE GEMİCİK DEDİ.
*42- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ..... GAZETELERİNİ OKUMAYIN TELEVİZYONLARINI AÇMAYIN DEDİ.
*43- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNEN İNSANLARI DİNSİZLİKLE SUÇLADI.
*44- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN İÇİN CUMHURİYET MİTİNGLERİ YAPILDI.
*45- İLK DEFA BİR HALK KENDİ LÂİKLİĞİNDEN VE ÖZGÜRLÜĞÜNDEN KORKTU...
*46- İLK DEFA ATAMI ANLIYORUM.
Bu hızla Tayyip Erdoğan b u dönemde ülkemizde ki her şeyi özelleştirmiş olacak... İş bu ya özelleştirmeye ve satmaya kafayı takmış olan başbakanımız en sonunda kendisini özelleştirir mi?
*- Türk Telekom, Arap' ın.
*- Telsim İngiliz' in.
*- Kuşadası Limanı İsrailli' nin.
*- İzmir Limanı Hong Konglu' nun...
*- Araç muayene işi Alman' ın.
*- Başak Sigorta Fransız' ın.
*- Adabank Kuveytli' nin.
*- İETT Garajı Dubaili' nin.
*- Avea Lübnanlı' nın.
*- Petkim? Ermeni' nin. ( Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bir çıkardık Ermeni...) *- Rakı, Amerikalı' nın.
*- Finansbank Yunanlı' nın...
*- Oyakbank Hollandalı' nın.
*- Denizbank Belçikalı' nın.
*- Türkiye Finans Kuveytli' nin.
*- TEB Fransız'ın.
*- Cbank İsrailli' nin.
*- MNG Bank Lübnanlı' nın.
*- Alternatif Bank Yunanlı' nın.
*- Dışbank Hollandalı' nın.
*- Şekerbank Kazak' ın.
*- Yapı Kredi' nin yarısı İtalyan' ın.
*- Turkcell' in yarısı Finli' nin Rus' un.
*- Beymen' in yarısı Amerikalı' nın.
*- Enerjisa' nın yarısı Avusturyalı' nın.
*- Garanti' nin yarısı Amerikalı' nın.
*- Eczacıbaşı İlaç, Çek' in.
*- İzocam, Fransız' ın.
*- TGRT ( Fox ) Amerikalı' nın.
*- Demirdöküm Alman' ın.
*- Döktaş Fransız' ın.
*- Süper FM Kanadalı' nın. Hepsi TÜRK' tü bir zamanlar... sadece 8.5 yıl önce. ( yani AKP hükümetinden önce)

Bir Vatansever

2 Haziran 2010 Çarşamba

sadece tıklayın izleyin!!

http://www.facebook.com/video/video.php?v=116045101770247

Test Sonucu...

Bugün bir test yaptım ve bakın sonucunda nasıl bir kişiliğe sahipmişim:))) Siz de yapsanıza:)


http://www.fwmail.gen.tr/kisilik-testi/



Kişilik Testimin Sonucu



Oldukça kendine güvenen bir yapınız var ve tam bir şehir aşığısınız. Şehrin parlaklığı kadar sizi cezbeden bişey yok. Adeta yaşadığınızı hissettiriyor. Beton bloklardan oluşan bu "orman" sizin oyun sahanız ! İş sanat ve ustalığa geldiğinde, geleneksel bir yaklaşıma sahipsiniz. Tarihten kopup gelen bir parçanın, eskiye ait bir eşyanın değerini biliyorsunuz. Bu eserlerin içinde taşıdıkları hikayeler sizin için ayrı bir anlam ifade ediyor. Söz konusu müzik olduğunda, müzik sizi günlük yaşamın cefasından uzaklaştıran bir olay. Müzikle birlikte gevşemeyi, müziğin sizi alıp götürmesini seviyorsunuz.

Cinsel arzularınız çok yüksek ve adeta sevgiye açsınız. Bu yüzden zaman zaman basmakalıp, öylesine aşklar yaşabiliyorsunuz.

Heyecan için, kur yapmaktan ve tahrik etmekten daha ideali yok size göre. Çünkü her zaman flört edilebilecek birileri vardır !

Tatil deyince aklınıza, kendinizi şımartmak geliyor. Tatiliniz çok özel bir deneyim olmalı; lüks bir ortamda kafanızı boşaltmak, aile ve arkadaşlarınızla kaliteli vakit geçirme fırsatı sizin için önemli...

Kendi görünüşünüz kadar insanların görünüşüne de önem veriyorsunuz. En tahammül edemediğiniz, hatta kaba tabirle iğrenç bulduğunuz şey, kıllarla kaplı bir erkek vücudu ! Bakımın, vücudun her yeri için geçerli olduğunu düşünüyorsunuz.

Enerji dolusunuz ve sağlığınızı önemsiyorsunuz. Daima doğru tercihler yaptığınızı hissetmekten keyif alıyorsunuz.

İçki tercihiniz, cömert bir zevke sahip olduğunuzu gösteriyor. Maceracı bir yapınız var ve yeni tatlar denemeye daima açıksınız.

Söz konusu ev olduğunda, sizi anlatan, dışavurumcu bir anlayışa sahipsiniz ve moralinizi yükselten bir ev ortamında bulunmaktan hoşlanıyorsunuz.

Arkadaşlık sizin için, diğerinin zor zamanında yanında olabilmek. En iyi arkadaşlarınızın olmadığı bir yaşam düşünemiyorsunuz. Bir tavsiye veya akla ihtiyaç duyduğunuzda ilk gittiğiniz kişi onlar !

Özgürlük sizin için, bütün bağlardan muaf olmak demek. Bir sabah uyanıp, merakınız sizi nereye itiyorsa, o yöne doğru gidebilmek fikri kulağınıza hoş geliyor. Durmayın, dünya sizi bekliyor!