4 Kasım 2010 Perşembe

Hevidar'ın Mektubu

Hevidar 1995 yılını 1996 yılına bağlayan geceyi nöbet tutarak geçirmiş, öyle yazıyor günlüğünde. Günlüğünden en çok aklımda kalan "Akademi" dediği yere gitmek istemesi, ama çok da umutlu değil oraya gönderilmesi konusunda çünkü eyleme girmediği için kendisini tecrübeli görmüyor, işte tam da bu sebepten kendini lanetlemiş. Demiş ki günlüğüne, "keşke fizik olarak biraz daha güçlü olsaydım, eğer öyle olsaydım şimdiye kadar bir çok eylemde olacaktım, bazen kendi kendimi lanetliyorum." Günlüğünde bazı sayfalarda listeler var;

"Rona: tutuklandı
Zekiya: şehit düştü
Ruken: şehit düştü
Zulan, Azime: şehit düştüler
Xezal: şehit düştü
Dicle: kaçtı
Dyan: bilmiyorum
Rojbin: ajan olduğu için öldürüldü
Zarhat: teslim oldu, cezaevinde öldürüldü.." Bu yazılanlar hepimizin bildiği şeyleri yeniden doğruluyor, eğer örgüte girersen o örgütten sadece ölün çıkar, çünkü ayrılmak istersen seni yaşatmazlar; yaşatmamışlar işte.. Teslim olup cezaevine gideni de ordakiler yaşatmamış..Liste çok kabarık, birkaç sayfada bir, listelerini tekrar etmiş Hevidar..

Ocak 1996 diye atmış tarihi: "dün farkında olmadan bir düşman operasyonu atlattık. Mucizelere inanıyorum dediğimde arkadaşlar kızıyor. Gerçekten bizi şimdiye kadar hep tesadüflerdir yaşatan..Sanırım daha karanlık yerdeyken yani şafak sökmeden düşman!! birkaç koldan operasyona çıkıyor. Dağ sisli olduğu için birşey göremiyoruz. Reşo arkadaş nöbetinde çok yakın yerde silah sesleri duyduğunu söyledi. Hemen hareket ettik, saklandık. Günlük operasyon yapıyorlar en çok da gece hareket ediyorlar. Bizim hayatta kalışımız gizliliğimizden kaynaklanmıyor ki, şans işte. Yoksa o an çatışmada ölebilirdik." Dağdalar, bölgeyi biliyorlar ama çok zor durumdalar 15-16 kişilik gruplar halinde yaşıyorlar. Çeşitli bölgelere dağılmışlar, birbirleriyle haberleşemiyorlar bile doğru düzgün; ama özgürlük diyorlar işte.. Bir mektup yazmış arkadaşlarına Hevidar:" Canım Feryal ve Sevgi; Bilemiyorum bu defter elinize ulaşır mı ya da bilmiyorum nerdesiniz, sağ mısınız onu bile bilmiyorum veya özgür kürdistanı belki ben değil siz görürsünüz" demiş mektubunda.. Haklısın Hevidar sen göremedin yaşasaydın da göremeyecektin; Feryal ve Sevgi'de göremediler. Ve günlüğün Feryal'in ya da Sevgi'nin eline de geçmedi, okuyamadılar. Belki onlar senden önce nefessiz kalmışlardır, bilmiyoruz. Özgür olmaktan bahsediyorsun ya ben onu anlamıyorum işte, başkasının özgürlüğünü çalmaya çalışarak kendine özgürlük kurmak istiyorsun; hepimizin birlikte nefes aldığı topraklarda "hayır ben tek başıma nefes alacağım, sen git diyorsun" öyle olmuyor işte Hevidar, maalesef öyle olmuyor. Çünkü, ben de kendi özgür ülkemin özgürlüğünün elinden alınmasını istemiyorum fakat ben,senden farklı olarak seninle birlikte nefes alabilirim bu topraklarda, çünkü benim senin varlığından hiç rahatsızlığım olmadı bugüne kadar hiç olmayacak da...
"Bugün 9 Şubat 1996 Çemçe dağlarının Madur mıntıkasında iç içe geçmiş kayaların arasında bir kış sürecinin çoğunu geride bırakmış bulunmaktayız. Tabii dışarda kalmıyoruz, bodrum büyüklüğünde bir sığınağımız var. Betondan değil taş ve topraktan yapılan bir sığınak. Ne yapalım imkanlar bu kadar. Dediğim gibi yüksek asi kayalrın arasındayız. 16 kişiyiz, 5 bayan 11 erkek var. Tabii herkesin sığınağı ayrı. Dedim ya beş bayanız, manganın komutanı benim. Biraz eski de olsa idare edecek bir sobamız var. Yerimizi kimsenin bilmemesi gerekiyor. İki kişi bile olsa bu kış burada kalmamızın anlamı parti için çok büyük. Düşman! ne yaptıysa bizi buradan çıkaramadı.Alçak düşman kışın bile operasyonlara çıkıyor" Senin deyiminle alçak düşman benim deyimimle vatanımın askerinin yapmaya çalıştığı kendi toprak bütünlüğünü korumaya çalışmak, Hevidar. Bu operasyonlar nedeniyle sadece geceleri hariç hiç soba yakmıyorlarmış, akşam olunca bir sigara ışığının bile yasak olduğunu anlatmış günlüğünde.. Bakın ne diyor; ne öğretilmiş onlara "Belki size zor gelir ama böyle de yapmak zorundayız. Yoksa yerimizi keşfeder düşman ve bir gün aniden gelir kampı basar ve hepimiz şehit oluruz. Bu kurallardır gerillayı yaşatan ve düşmanı başarısız kılan... Erzağım çok az, üç öğün çorba içiyoruz ve her öğünde bir tandır ekmeğinin dörtte biri kadarını yiyoruz. Yine her öğün kişi başına bir çay şekeri düşüyor. Bir şekerle üç dört bardak çay içiyoruz. Düşmanı sevindirmemek için bunları yapıyoruz. Ve asla sevindirmeyeceğiz. Gerilla hep böyle değil, önceki yıllarda imkanlarda hiç kusur yoktu. Ama gerilla böyledir bazen en büyük imkanlar bazen imkansızlıklar içinde savaşını verir.Kışları hep eğitimle geçiriyoruz, bahara daha güçlü çıkabilmek için. Kışın her gerilla baharın gelişini bekler, çünkü baharda iz bırakma korkusu yoktur. Yine kışın herhangi bir çatışmada kurtulmak zor, hele şubatta dışarda kalırsan düşmanın öldürmesine gerek yok, donarsın.. O yüzden günleri sayıyoruz, gerilla baharı büyük sabırsızlıkla bekliyor." Aldığı bir haberden bahsetmiş günlüğünde, dağdaki başka bir timin sığınağının duvarı çökmüş, ya bizim duvarda çökerse diye çok korkuyor, hissediyor insan o korkuyu, zaten açıkça söylemiş "içime bir korku düştü ya bizim duvar da yıkılırsa.. Tanrım, keşke kürt hikayelerinde bahsedilen uyku boncuğu olsa, iki ay uyusak hiç uyanmadan ve sonra mayısta uyansak.. Çok merak ediyorum ben bu günlüğe bir gün 1 Mayıs 1996 tarihini atabilecek miyim?" Günlüğündeki bu sayfayı okuduğumda o an herşeyi bırakıp hemen günlüğüne attığı en son tarihe baktığımı hatırlıyorum ve hiç unutmuyorum..Biliyor musunuz Hevidar'ın günlüğündeki en son tarih 6 Mayıs 1996..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder