18 Kasım 2010 Perşembe

HALKLA İLİŞKİLER MESLEĞİNDE DENETİM EKSİKLİĞİ

İletişim çağının mesleği diyebileceğimiz halkla ilişkiler disiplini, “itibar” ile ilgili bir uzmanlık alanıdır. İyi bir itibar, bir anda kazanılamaz; dikkatli bir şekilde oluşturulması ve dürüstlükle yönetilmesi gerekir. Halkla İlişkiler faaliyetleri bir organizasyon ile hedef kitlesi ve hedef kitlesini etkileyecek kişi ya da gruplar arasında iletişimi sağlamak amacıyla yapılan önceden planlanmış çabalardır. Burada organizasyon, özel bir firma, kamu kurumu, sivil toplum örgütü ya da bir kişi de olabilir.
Kurulacak iletişimin hedefi dar ya da geniş bir kitle olabilir. Tanımdaki “iletişimi sağlamak” doğru bilgi akışıyla gerçekleşmektedir. Ve meslek ahlakı, bilginin manipülasyonuna izin vermeden bilgiyi en doğru şekliyle aktarmanın zorunluluğunu vurgular. Uluslararası Ahlak Yasası olan Atina Yasası(12 Mayıs 1965’de IPRA Genel Kurulu tarafından Atina’da kabul edilmiş, 17 Nisan 1968’de Tahran’da birkaç değişiklikle yeniden kabul edilmiştir.) bir maddesinde kesin ve kanıtlanabilir gerçeklere dayanmayan bilgilerin dolaşımını engellemek gerekliliğinden bahseder. Ancak uygulamada bu gerekliliği denetleyecek bir mekanizmanın olmadığı kendini hissettirmektedir. Meslek, yasalarla sınırlarını çizmiş ancak uygulamada yasaların uygulayıcılığını denetleyecek bir mekanizma bulunmamaktadır. Bu tebliğ; halkla ilişkiler disiplinin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek adına sınırları çizilen etik ilkeleri doğrultusunda uygulamada yaşanan yanlışlıkları denetleyecek mekanizmanın eksikliğini vurgulamak ve bu açıdan çözüm önerilerini sunmak amacını taşımaktadır.
Halkla ilişkiler mesleğinde denetim mekanizması , halkla ilişkilerin ilgili tarafları olan yani halkla ilişkiler hizmetini veren görevli ya da ajans ile bu hizmeti talep eden kurum ile hedef kitle arasında karşılıklı toplumsal sorumluluğu bulunduğunu ve hedef kitleyi bu hizmet esnasında korumanın bilinci ile mesleğin yasal, ahlaki, doğru ve dürüst yapılmasını sağlamak üzere düzenlenmelidir. Amaç yasalarla belirlenen ilke ve esaslar doğrultusunda, halkla ilişkiler mesleği uygulamalarının yasal ve toplumsal yapıya uygunluğunu denetlemek olmalıdır. Halkla ilişkiler mesleği, ekonomik ve sosyal sorumluluk bilinci ile dürüst rekabet koşullarında hizmet vermeyi etik ilkeleri içinde benimsemiş bir disiplindir ancak uygulama açısından bakıldığında kolaylıkla etik ilkelerden sapıldığı da çeşitli ilişkiler söz konusu olduğunda görülmektedir. Bunu en çok medya ile olan iletişimde görmekteyiz. Oysa ki Roma Bildirge’sinde halkla ilişkiler mesleğini icra eden kurum, kuruluş ya da ajans için şöyle bir açıklama bulunmaktadır: Başka mesleklerden uzmanlarla işbirliğine girip çalışırken bu mesleklerin ahlak ve ilkelerini farklı tutmayacak, bu ahlak ve ilkelere saygı gösterecek ve bu ahlak ve ilkelerin çiğnenmesine bilerek taraf olmayacaktır. Mesleki etkinliklerini kamu çıkarına gereken saygıyı göstererek yürütecektir. Gerçeğe saygı göstermekle, bilerek ya da düşünmeden yalan ya da yanlış yönlendiren bilgi yaymamakla ve kasıtlı olmadan böyle bir davranışta bulunmaktan kaçınmak için gereken dikkati göstermekle her zaman yükümlüdür, der. Uluslar arası Etik Belgeleri’nden Roma Bildirgesi mesleğin etik içeriğini, kamuya, medyaya, ve diğer profesyonellere davranış, müşterilere davranış, meslektaşlara davranış olarak ayrı ayrı kodlamıştır. Ancak burada göze çarpan eksiklik bunu denetleyecek bir kurumun varlığının olmamasıdır. Halkla İlişkiler uzmanlarının meslek örgütü TÜHİD(Türkiye Halkla İlişkiler Derneği)’nün bu konuda yapmaya çalıştığı bazı çalışmalar ve düzenlemeler olduğu bilinse de dernekteki etik kurulun, mesleğin denetimi açısından yeterli olduğunu söylemek yanlış olacaktır. TÜHİD Etik Kurulu’ nun Görev Alanı ve yapılan şikayetlere ilişkin gerçekleştirilen işlemler; Derneğin resmi internet sitesinde:
a. TÜHİD’e iletilen ihlalleri incelemek ve karara bağlamak,
b. Gerek görülmesi halinde TÜHİD üyelerini veya ilgili tarafları konuya ilişkin bilgilendirmek,
c. Kamuoyuna yansıyan konularda medyayı bilgilendirmek olarak belirtilmiştir.
Şikayet edilen “iletişim” tarafı TÜHİD Üyesi ise sırasıyla;
• Yazılı uyarı
• İzleme
• Yaptırım uygulamak için disiplin kuruluna iletir
yaptırımları işleme alınır.
Şikayet edilen “iletişim” tarafı TÜHİD Üyesi değilse ;
• İletişim sektörü meslek ilkeleri çerçevesinde konu değerlendirilerek kendileri ile bilgi paylaşımı gerçekleştirilerek, meslek etiği ilkelerimiz hatırlatılır.
Şikayet edilen iletişim sektörü dışından iş dünyasından ise;
• Konu ile ilgili meslek etiği ilkeleri çerçevesinde olması gereken iletişim yönetimi kendilerine iletilir.
Şikayet edilen iletişim sektörü dışından medya dünyasından ise;
• Sektör örgütünün de onayı alınarak, medya kuruluşuna veya ilgili kişiye konu ile ilgili görüş belirtilir.
Uygulama açısından baktığımızda gerçek bir yaptırımın bulunmadığı ve dolayısıyla da etik dışı uygulamalar açısından caydırıcı bir yaptırımın ortaya konulamadığını görmekteyiz.
Halkla İlişkiler mesleğinin güven sorunu bulunmaktadır. Henüz tam manasıyla anlamının kavranamadığı ülkemizde, disiplin yeni yeni kendini göstermeye, ne olduğunu anlatmaya başlamıştır. Böyle bir ortamda bir de etik dışı uygulamalarla saygınlığını henüz kazanmaya başlamışken kaybetmesi kabul edilemez.

Denetim işlevi, önceden alınan kararlar doğrultusunda yapılan uygulamaların amaç ve planlara uygunluğunu araştırma mekanizmasıdır. Bu açıdan bakıldığında denetim işlevinde izlenmesi gereken aşamalar şöyle sıralanabilir(http://www.tampaylas.net/halkla-iliskiler-turizm-ve-insan-kaynaklari-ulastirma/44830-halkla-iliskiler-halkla-iliskiler-yonetimi-denetim.html):

Standartların saptanması (plan)
Uygulama sonuçlarının saptanması (yürütme).
Karşılaştırma yapılması (denetim).
Önlemlerin alınması (değerleme).

Bu sıraya uygun olarak öncelikle Halkla İlişkiler alanında plânlar düzenlenir, sonra onların uygulamasına geçilir. Ancak uygulama sırasında her zamana beklenen sonuçlar alınmayabilir. Plânlama hataları, diğer bölümlerin ve kişilerin yeterli desteğinin alınmayışı, bütçenin yetersizliği, Halkla İlişkiler elemanlarının(halkla ilişkiler sektöründe her seviyede çalışan tüm elemanlar) yetersizliği, mesajların kötü hazırlanması, hedefin yanlış çerçevelendirilmesi gibi nedenlerle beklenen etkinin her zaman hedef kitle üzerinde yaratılmadığı izlenebilir. Böylelikle elde edilen sonuçların bazen elde edilmek istenen sonuçlara uymadığı görülebilir. Bu durumda Halkla İlişkiler etkinliklerinde belirli sapmaların ortaya çıktığı görülür. Halkla İlişkilerde yapılan denetim ve değerleme sonuçları başka bir açıdan dört grupta toplanabilir:

Hedef kitlenin nicelik ve niteliği: Burada ne kadar hedefe ulaşabildiği, ulaşılanların tüm dinleyicileri ne ölçüde temsil ettikleri, nitelikleri vs. araştırılır.

Hedef kitlenin tepkisi: Kişilerin ilgilerinin çekilip çekilmediği, mesajın içeriğinin olumlu-olumsuz etki yaratıp yaratmadığı, mesajı anlayıp anlamadıkları araştırılır.

İletişim etkisi: Gönderilen mesajın fark edilen etkisi ve bunun etkisinin sürekliliği araştırılır.


Etki süreci: Kullanılan kanallar ve mekanizmaların hangilerinin etkili oldukları, hangi tutum ve davranışların etkilenebildiği araştırılır. Halkla ilişkilerde denetim işlevi oldukça zordur. Örneğin; basında işletmenin ne kadar yer aldığından çok okuyucu üzerinde ne kadara etki yarattığı önemlidir. Ancak bunu ölçmek de pek kolay değildir. Burada bir kez daha mesajın önemi ortaya çıkar. Mesaj son derece açık, anlaşılır ve etkileyici olmalıdır.
Bu konuda görüşüne başvurulan Türkiye Halkla İlişkiler Derneği Başkanı Fügen Toksü’nün Halkla İlişkiler mesleği’ndeki denetim eksikliği konusuna yaklaşımı şu şekilde: “Halkla ilişkilerde denetim konusu ilginç! Aslında söylendiği gibi ulusal ve uluslararası kurallar olduğunu, dünyada da çeşitli örgütlerle iç içe olduklarını ve bir denetleme mekanizması duymadığını belirttiler. Ama kendi düşünceleri açısından esas olanın etik kurallara uymak olduğunu düşündüklerini belirttiler. TÜHİD' in şu anda bir denetleme görevi bulunmadığını, yasalarla olmadığı sürece de yok sayıldığını, ancak TÜHİD’in Etik Kurulu bulunduğunu, sorunların ve şikayetlerin başvuru yeri olması için kurulduğunu söyleyerek, üç yıldır henüz, medyadan, iş dünyasından, iletişimcilerden yani taraflardan birinden şikayet almadıklarını belirttiler. TÜHİD' in meslek standartları çalışması bulunduğunu, ancak uzun süreçli bir mekanizma, zamana ihtiyaç olduğunu ve üyelik belgesini TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) içinde standarta bağlamayı düşündüklerini, böyle olduğu zaman biraz daha sınırların çizilmiş olacağını belirttiler”
Bu açıdan bir karşılaştırma yapmak gerekirse; Özgürlükçü bir demokratik sistemin temel taşı olan, “halkın gerçekleri öğrenme hakkı”nı savunmak; özgür ve sorumlu basının ve basın mensuplarının, meslek uygulamalarını, özgür ve saygın bir basından beklenecek düzeyde sürdürmelerine yardımcı olmak üzere, bu amaçları Basın Meslek İlkeleri şeklinde düzenleyip benimseyen gazetecilerin imzaladıkları bu sözleşmeyle bir Basın Konseyi kurulmuştur(http://www.basinkonseyi.org.tr/lang_tr/pressCouncilContract.asp). Ancak basın konseyi de şikayet mekanizmasıyla çalışmakla birlikte gerçek bir yaptırım olanağının bulunmadığı ortadadır. Basın konseyi başkanı Sayın Oktay Ekşi’nin; kendi gazeteci kimliği sayesinde basın konseyinin çalışmalarıyla ilgili haberler yapılabilmektedir. Bunun dışında konseyin çok büyük bir varlık gösterdiği söylenemez. Dolayısıyla gerek Türkiye Halkla İlişkiler Derneği ve gerekse Basın Konseyi faaliyetleri açısından işlevlerini denetim konusunda tam anlamıyla yerine getirememekte ve müeyyidelerin daha çok manevi düzeyde kaldığı görülmektedir.
O Halde Etik Kavramına Bakış…

İnsanın tüm eylemlerinde belirli bir nitelik, erdemlilik veya ahlakilik aranması çabası her zaman olagelmiştir. Bütün filozoflar insanların genel olarak uyacakları değerler belirlemeye çalışmışlardır. Tüm bu çabaların ortak niteliği, insanlığın ortak, evrensel değerlere sahip oldukları ya da olmaları gerektiği düşüncesidir. Hızlı toplumsal değişimlerin ve dolayısıyla toplumsal çalkantıların yaşandığı günümüzde insanlar, her alanda, belirli ve genel değer ilkelerine daha çok ihtiyaç duymaktadırlar. Meslek etiği, insanların çeşitli meslekleri uygularken uymak zorunda oldukları davranış kurallarıdır. Her meslek sahibi az ya da çok belirgin olan bu meslek kurallarını uygulamak zorundadır. Mesleki etiğin en önemli özelliği, meslekle ilgili davranış kurallarının dünyanın neresinde olursa olsun geçerli olduğudur. Diğer bir deyişle, aynı meslekten olan bireylerin, birbirleriyle veya müşterileriyle ilişkilerinde belirli davranış kalıplarına uymaları meslek etiğinin gereğidir. Meslek onuru, meslek etiğinin standartlarına veya mesleğin uygulamasına ilişkin kurallara sıkı sıkıya bağlıdır. Meslek etiğine aykırı davranan, ilke ve kuralları çiğneyen meslek mensupları yalnız kendi itibarlarına değil, mesleğin itibarına da zarar verirler. Örneğin, Tabipler Odası, Mühendisler Odası ya da Mimarlar Odası’nın kişi ya da kurumların uygulamadaki ölçütlere uymaları konusunda denetimler yapması mesleğin itibarı için oldukça önemlidir(Yaylacı: http://site.mynet.com/gulsunsahan/GULSUN/id16.).


İdeal veya standart etik, tanımlanmış bir is kültürünü (neyin nasıl yapıldığını) ima eder. Diğer is kültürlerinin pratikleri bu ideal kültürel yapıya göre değerlendirilir. Bu ideal, Halkla ilişkilerde olduğu gibi Halkla ilişkiler birliklerinin tanımladığı “etik prensipleri” olabilir. Bunun anlamı oldukça açıktır: Etiksizlik olmaz; is kültürü (is yapış biçimleri) farkları ve bu farkların altını çizdiği etik farkları olur. Bana on bir liralık bir sigortayı yüz bin liraya satan ticari kültürün etiğini belirleyen bu pratiktir. Bu da etiksizlik değil, tam aksine o ticari kültürün etiğidir. “Satılan malı koşulsuz geri getirebilirsiniz” ticari kültürünün etiği, “Satılan mal geri alınmaz” ticari ilişkisinin etiğinden üstün olarak nitelenemez. Birincisinin Yüksek etiğe sahip olduğu, diğerinin etiksiz olduğu ileri sürülemez. İkisi de, farklı ticari kültürel yapıları veya ilişkilerin etiğidir. Aslında, Halkla ilişkilerle ilgili olarak ön plana getirilmesi gereken etik konusu değil, is yapış biçiminin kendisi olmalıdır.

Etik olmayan iletişim, önce yalnızca dar bir çevreyi, iki ya da üç/dört kişiyi ilgilendirirken, kitlesel iletişimde kitlelere verilen mesajda etik dışı mesajların verilmesi; bir diğer deyişle doğru mesajın verilmemesi, kitleleri ilgilendiren bir durumdur ve olumsuz etkisi de çok geniştir; kuramsal olarak tüm toplumdur. Daha dar kapsamı ile o mesaja açık olan kitledir, kitlelerdir. Etik kavramı tüm iletişim tiplerinde önemli olmakla birlikte kitlelere yüzlerce, binlerce mesaj veren kitle iletişim araçları/medya ile çok yakından ilgilidir. Kitle iletişim araçlarını yönetenlerin, hangi kurallar çerçevesinde mesaj göndereceklerini, ülkeden ülkeye değişen biçim ve içerikteki hukuk düzenlemeleri ile belirlenmiştir. Ancak, tüm bu düzenlemelere karşın, bu kuralların öngörmediği düzenlemediği durumlar da olabilir; işte “etik” kavramı da bu gibi durumlarda önem kazanır(Aziz,2008:111).

Küreselleşmeyle beraber, ülkeler arasındaki ticari sınırlar ortadan kalkmaya başlamıştır. Bu durum, işletmelerin hem ulusal rakipleriyle hem de uluslararası rakipleriyle sürekli rekabet içinde olmalarına zemin hazırlamıştır. Dolayısıyla işletmeler günümüzde daha sıkı ve zorlu bir rekabet ortamı içinde gelişimlerini ve devamlılıklarını sürdürmek zorundadırlar. İşletmelerin başarılı olmaları için küresel rekabet stratejilerini etkin bir şekilde kullanabilmelerinin yanı sıra aynı zamanda sürekli bir yenilik ve gelişim içinde olmaları gerekmektedir. Hız, standartlaşma, ortaklaşa rekabet gibi yeni kavramların ve yaklaşımların değer kazanmasıyla işletmelerin küresel rekabet ortamında başarılı olmaları da zorlaşmıştır. İşletmeler karlarını, pazar paylarını arttırmak ve devamlılıklarını sürdürebilmek için bu hızlı değişime ayak uydurabilmeleri gerekir(Bulut:2004:75). Günümüz küresel ortamında, işletmeler değişen şartlara uyum sağlamak, kendilerini bu değişime ayak uydurmak zorunda kalmaktadır. Bunun sonucunda, çok kısa zaman dilimlerinde ekonomik, sosyal, kültürel, teknolojik alanlarda meydana gelen olağanüstü değişim işletmeler içerisinde de birçok açıdan yeni yapılanmaları gerekli kılmaktadır. Önce ayakta kalarak yaşamlarını devam ettirmeyi daha sonrada büyüyerek daha güçlü, başarılı olmayı hedefleyen işletmeler için değişim, hayatta kalmayı başarmanın temel şartlarından birisi haline gelmiştir. Günümüz iş dünyasında, işletmelerin değişiminden kaçınma gibi bir seçenekleri kalmamıştır (Erdil, Keskin,2002:509). Küreselleşmenin getirdiği yoğun rekabet ortamı etik olmayan uygulama yönelimlerini de beraberinde getirmiştir. Bu etik dışı uygulamalar arasında haksız rekabet, marka kötüleme ve taklit gibi sorunlar öncelikli olarak kendini göstermektedir.

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ AÇISINDAN ETİK PROBLEMLER

Müşteriye üst düzey bir çalışanla birlikte öneride bulunmak, sonra da işi genç, güvenilmez çalışanlara vermek, müşteriyi belki de hiç gerçekçi olmayan basında yer bulma “önerilerinde bulunarak” kandırmak, normal çalışma saatlerinin dışına çıkarak faturaya eklemek amacıyla, istenmeyen bir konuda geniş çapta dağıtılmak üzere basın dosyası hazırlamak, gereksinme duyulmayan bir denetim ya da alan çalışması yapmak, müşteri amaçları belirler ancak taktikleri de belirlemeyi şart koştuğunda buna boyun eğmek, yapılmayacağı çok belli olan bir işi kabul etmek, yanlış yönlendirici ifadelerde bulunmak, bir rakibin verdiği fiyat teklifini bilmek ve bunun hemen altında bir teklif vermek, rakibin bir çalışanını içeriden bilgi sızdırması karşılığında bağımsız çalıştırmayı kabul etmek, rakipler hakkında olumsuz bilgiler sızdırmak, müşteriyle uyumsuzluğa düşmemek için işe devam etmek; bir rakip büyük bir açıklama ya da basın toplantısı yapmayı planlıyor, birgün önce büyük bir basın toplantısı yaparak rakibi sahne arkasına itmek, anlaşılmaz bir dil kullanmak halkla ilişkiler meslek etiğine sığmayan davranış biçimleridir(Budd:1998:24-26).
Şayet şikayet mekanizması doğru çalışırsa; şikayet nedenleri, “kamudan gelen eleştiriler”, “bir üyenin ayağını kaydırıp yerine geçmek”, “gizli çıkarlar”, “yanlış bilgilendirme” ve “genel kabul görmüş mesleki çalışma standartlarına aykırı davranışlar” olarak sıralanmaktadır. Bu gibi durumlarda verilen çeşitli cezalar arasında üyelikten çıkarma, üyeliği askıya alma ve kınama cezaları bulunmaktadır. Davaların derneklere maliyeti çok yüksek olabilmektedir. Birçok ülkede hukuk düzeni, bu maliyetlerin karşılanmasını güçleştirmektedir(Lloyd,1998,12). Bu örnekler ülkemizdeki dernekleri özellikle de Türkiye Halkla ilişkiler Derneği’ni ilgilendirmekte ve uygulama açısından örnek teşkil edebilmektedir.

MEDYA İLE İLİŞKİLER AÇISINDAN ETİK PROBLEMLER

Ivy Lee, yayınladığı İlkeler Bildirgesindeki “Amacımız haberleri iletmektir, doğruluk bizim için önemlidir” ifadesinin sahibidir. Bildiri şöyle devam etmektedir: Amacımız, ABD basınında ve halkında ilgi ve merak uyandıran önemli konulara ilişkin belgeleri, ticari kaygılardan etkilenmeden ve üzerinde oynama olmadan olabildiğince çabuk iletmektir(Theaker:2006:205). Görüldüğü gibi 1900’lü yıllarda mesleğin gelişim sürecine girdiği ve doğruluğun esas kabul edilmesi gerekliliği vurgulanmasına rağmen halen bu konuda gerçek bir başarıdan söz etmek imkansızdır. Bu durumu özellikle medya ile olan iletişim açısından söylemek yanlış olmayacaktır.
Paton(2001), bazı halkla ilişkiler ajanslarının, serbest çalışan bazı gazetecilere, kendi ürünleriyle ilgili yazılar yazmaları için para verdiğini iddia etmiştir. Gazeteci, yazısını çeşitli gazete ve dergilere sunar. Eğer herhangi bir gazete veya dergi yazıyı beğenip yayınlarsa gazeteci hem yayıncı kuruluştan hem de ajanstan para almış olur. Metin oluşturulurken meydana gelen bu durumlardan habersiz okuyucu ise yazıyı gerçek bir habermiş yanılgısı içerisinde okur(Theaker:2006:208). Amerika’daki bu örnek bizim için pek de şaşılası bir durum olarak algılanmamalıdır. Keza, bu tip örnekleri ülkemizde de görmekte ve bilmekteyiz. Haberinin çıkması için basın mensuplarını sürekli arayan ve rahatsız eden halkla ilişkiler uygulayıcısından “hediye” adı altında neredeyse gazeteciye rüşvet veren ve bu rüşveti kabul eden gazetecileri de görmekteyiz. İşte bu noktada mesleğimiz açısından resmi bir denetim mekanizmasının eksikliği çok fazlalıkla hissedilmektedir. Ancak önemle vurgulanmalıdır ki hediye Türk Kültürü’nde önemli bir yer ifade etmektedir. “Hediye” insan ilişkileri açısından kültürümüzde yeri olan ve doğru yerde, doğru zamanda ve doğru şekilde kullanıldığında (bayram, evlenme, doğum günü v.s.) bir kavramdır ve ancak bu şekilde yerini bulmaktadır.
Halkla ilişkiler uzmanı, kamuoyunun algısına ve sağduyusuna güvenmek zorundadır. Yanıltıcı başlıklarla dikkat çekmeye çalışmak, haberlerde çarpıtma ve yalana başvurmak, uzun vadede mesleğin inandırıcılığını zedelemekten başka işe yaramaz. Halkla ilişkiler uzmanının sorumluluğu, doğru bilgiyi en açık şekilde ve anlaşılır biçimiyle sunarken aynı zamanda kurumların avantajları ile kamuoyunun faydaları arasında hassas br denge kurmak ve bu dengeyi koruyabilmektir. Medya ile ilişkilerde bezdirici bir yaklaşımla çoğu zaman bir yere varılamayacağı açıktır. “doğru mesajı doğru zamanda doğru kanaldan iletmek” en önemli silahlardan biridir. Gazetecilerle aradaki toplumsal ilişkiyi medeni ve ölçülü temellere oturtmaya dikkat etmek gerekliliği bulunmaktadır. Bu uygulamalar açısından bakıldığında Halkla İlişkiler Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği ve Bilişim Muhabirleri Derneği tarafından 03.03.2003 tarihinde imzalanan bir deklarasyon bulunmaktadır(Aydede;54-56). Bu deklarasyon halkla ilişkiler ve medya ilişkilerinin içeriğini etik temellere oturtma çabası içinde olmakla beraber bunun dışındaki uygulamalarda hangi mercilere ya da uygulamalara başvurulacağı bulunmamaktadır. Bu da mesleğin denetim eksikliğini bir kez daha önümüze getirmektedir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Halkla ilişkiler mesleği açısından baktığımızda; hukuk kurallarının, gelenek ve göreneklerin, meslek ahlak yasalarının, evrensel ve yerel kuralların yetmediği yerde etik kavramı devreye girmelidir. Ancak halkla ilişkiler mesleği, mesajı hedef kitleye ileten ve gelen tepkiye göre kendine yön veren bir iletişim sürecini işlettiğine göre, mesleğin denetim güçlüğü çektiği gerçeğini vurgulamak yanlış olmayacaktır. Bu açıdan bakıldığında meslek örgütlerine öncelikli olarak önemli ve ağır görevler düştüğünü söylemeliyiz. Burada önemli olan halkla ilişkiler mesleği uygulayıcılarının etik davranmaması durumunun nasıl belirleneceği ve bu durumda neler yapılacağıdır. Bu konudaki denetim mekanizması, gönüllülük esasına dayanan sivil toplum örgütleri olabileceği gibi, elinde ciddi yaptırım gücü bulunan ve haber alma esasına dayalı diğer bir deyişle şikayet mekanizmasını çalıştıran ve dolayısıyla etik dışı çalıştığı tespit edilen kurumlar açısından yaptırımlarla sonuçlanabilecek gücü elinde bulundurabilecek yeni kurumların oluşturulmasıyla sağlanabilecektir.

Yapılması önerilen önemli bir konu da, halkla ilişkiler denetim kurulunun kurulması, bu kurulun devletin resmi bir organı haline getirilmesi, kurulda mesleğin duayenlerine ve özellikle konunun uzmanı akademisyenlere yer verilmesi, ciddi yaptırım gücünün sağlanması ve kurulun sürekliliği, işleyişi açısından da çeşitli mekanizmaların devreye sokulması ki bu mekanizmaların başında gönüllülüğün sağlanması ve konunun yasalaştırılması önemle önerilmektedir.

Böyle bir kurulun oluşturulması ve işleyişinin sağlanması mesleğin itibarı açısından, mesleğe duyulacak güvenin devamı açısından büyük önem arz etmektedir. Şayet bu eksiklik giderilmezse hiçbir zaman arzu edilen itibarın mesleğe kazandırılamayacağı ortadadır.




























KAYNAKÇA

KİTAP
- Aysel Aziz(2008). İletişime Giriş, İstanbul: Aksu.
- Ceyda Aydede(2003). Profesyonel Bir İlişki, Medya ve Halkla İlişkiler, İstanbul, Rota.
- Herbert M. Lloyd(1998). Halkla İlişkilerde Meslek Ahlakı, İstanbul, Rota.
- John F. Budd; Jr,(1998). Halkla İlişkilerde Etik İkilemleri, İstanbul,Altın Kitap.

ÇEVİRİ KİTAP
- Alison Theaker(2006). Halkla İlişkilerin El Kitabı, Çev: Murat Yaz.
İstanbul: MediaCat.
MAKALE
- Güllüoğlu:146-155
- Zeki Atıl Bulut, “Küresel Rekabet”, Mevzuat Dergisi, Yıl:7, Sayı:75, Mart 2004.
- Erdil O. Keskin H. (2002), “Organizasyonel Değişimin Gerekliliği Değişim Sürecinin Özellikleri:Gebze Civarındaki Üretim İşletmelerinde Bir Saha Araştırması”, Niğde Üniversitesi:II. Ulusal Orta Anadolu Kongresi, Bildiriler Kitabı, Niğde

İNTERNET ADRESİ
- http://www.tampaylas.net/halkla-iliskiler-turizm-ve-insan-kaynaklari-ulastirma/44830-halkla-iliskiler-halkla-iliskiler-yonetimi-denetim.html
- www.hid.org.tr
- A.FarukYaylacı,“EğitimdeEtik”,
http://site.mynet.com/gulsunsahan/GULSUN/id16.htm
http://www.basinkonseyi.org.tr/lang_tr/pressCouncilContract.asp

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder