17 Mayıs 2010 Pazartesi

Tanrı İstemedi..

"Futbol asla sadece futbol değildir" biliyorum. Öyle ki savaşlara bile ara verilirmiş bu yüzden biliyorum. Oyuncusu, antrenörü, koçu, başkanı, rakibi, spor yazarı, eleştirmeni kazanırmış bu işten, biliyorum. Ama ilgilenmiyorum, ben taraftarlık ruhuyla ilgileniyorum, istiyorum ki sahadaki 11 de benim gibi bizim gibi hissetsin. Çıksın şampiyon gibi oynasın, o ruhu görelim en azından hissedelim istiyorum. Hayal kırıklığı olmasın diyorum..

Şampiyonluk maçının olduğu gün giydim formamı ama içimde tuhaf bir hisle.. Kendi kendime sevinç hissi böyle değil, biliyorum tanıyorum dedim. Sonra hemen düşüncelerimden vazgeçtim, getirme aklına öyle şeyler diye.. Caddeye çıktım bir ara, daha vakit erkendi. Erken falan dinlememişti sarı-lacivert ruhu dökülmüştü caddeye. En çok caddenin yolunu daha önce hiç bilmeyip de sadece o ruhu yaşamak için kalkıp kimbilir taaa nerelerden gelenler yaşarttı gözlerimi, iyi hissettim.. Sonra döndüm evime.. Çok yakın dostum "hadi kalk caddeye" dedi.. Koşarak gittim elbette içimde o tuhaflıkla...

Ellibinler staddaysa onbinler de caddedeydi; trafik kapanmıştı, bütün cadde bizimdi, dev akranlarda maç veriliyordu; evde gibi izliyorduk işte, evimizdeydik, caddedeydik... İlk golle birlikte içimdeki his geçer sandım geçmedi, aksine telaşlandım, bu kadar çabuk attık diye..

Sonra "hadi yürüyelim" dedim dostuma sanki atacaklarını hissettim o golü görmek istemedim.. Durduk bir yerde maçı izlemeye devam ettik, her geçen dakika taraftarın siniri, stresi artıyordu.. Bu kadar şanlı taraftara bu yapılmaz diye düşündüm, bu kadarı fazla, atacağınız sadece bir gol aslında.. Fenerbahçe değil de Trabzonspor şampiyon olmak için çıkmıştı sanki sahaya... Bütün hafta şike iddialarıyla gaza gelmişti karadeniz ruhu.. Toraman kendi kalesine gol atmış dediler, anladım.. Bütün Türkiye anti fenerliydi.. Bu kutsal ittifaka yenik düşecektik, sabahtan beri olan huzursuzluğum yerini sakinliğe bıraktı, artık emindim gitmişti şampiyonluk...Maç bittiğinde Beşiktaş bir gol daha atmış dediler; aynı anda yokmuş öyle bişey diyenler oldu. Beşiktaşın golüyle olacaksa olmasın dedim içimden, olmadı da zaten...Önemli miydi; tabii ki önemliydi; üzüldüm mü üzülmek ne demek kahroldum..Eve doğru yol almaya baladığımda ağlamaktan yüzü gözü şişenleri, küfür edenleri, yakaranları teker teker selamlayarak geçtik. Aynı şekilde içim acıyordu, sadece tepki vermiyordum.. Sonra duydum ki stadı ateşe vermişler, içlerindeki yangın o dedim kendi kendime; sadece bir yansıması.. Elbette onaylamadım, hatta çok kızdım ama anladım...

Bu sabah uyandım, golleri bir daha izledim, sonra kaçan kaçırdığımız golleri, onlarca kere rakip kalenin yoklanışını.. "Tanrı istememiş" derken buldum kendimi.. Daha sakinleşmiş, biraz daha dinginleşmişken izleyince başka bir gözle başka bir yürekle izledim renklerimi ve kararımı verdim. Evet gerçekten Tanrı istemedi.

Tanrım bana kızmazsan sana bir soru soracağım: "Acaba sende mi Anti Fenerlisin?"...

1 yorum:

  1. tanrı ne fenerli ne de herhangi bir takımlıydı. şu bir gerçek ki "aziz başkan" tanrının gazabına uğradı ve lanetlendi (lucifer misali) artık her zaman iyiler kazanacak ((:

    YanıtlaSil