16 Mayıs 2010 Pazar

İndi Perde Ruhlarımıza...

İki gündür yazmak istiyorum ama elim tuşlara gitmedi bir türlü. Hala ne yzacağımı bilmiyorum, başlarsam duygular, düşünceler bir anda tuşlara dökülür diye düşündüm, açtım sayfamı.. Galiba duygular, dostluk gibi kelime anlamı açısından olumlu ve sağlam ama yaşanış biçimi açısından içi boş konular üstüne yazmak istiyorum. Bu aralar dikkat ediyorum etrafta bir sahteliktir almış başını gidiyor. Birbirine yakın zannettiğiniz insanların aslında zannettiğiniz kadar yakın olmadığına şahit oluyorsunuz, çünkü biri diğerinin arkasından başlıyor konuşmaya, anlatıyor sırlarını birer birer.. Gerçekten o kadar zor mu; iki kişinin bildiğinin sır olarak kalması. Gerçekten o kadar zor mu birilerine sırtınız dönebilmeniz, her zaman arkayı kollamak zorunda mı hissetmeli insan kendini.. Şöyle bir ağız tadıyla güven duyamaz mı insan. Düşünmeden arayıp ne geçiyorsa gönlümüzden anlatmak, kızdığımızda söylemek, mutluluğumuzu paylaşmak, sebepsiz yere açıp seviyorum arkadaş seni diyebilmek, en önemlisi bunları hissettiren ve yaşatan sağlam bir insanı yakalamak..
Sadece arkadalık değil duygusal ilişkilerde de çok zor bu hislerle dolabilmek.. Tüketim kültürü bize emrediyor çünkü: "Tüket ve hemen at". Ne elde etmek için uğraş, ne de kalıcı olmak için. Herzaman kolayı tercih et, zor olanla vakit kaybetme. Madem Tüketim kültürü böyle emrediyor, o halde bu topluma ayak uydurmak için, dışlanmamak için böyle davranmak zorundayız öyle mi? Öyle değil, olmamalı. Bunda teknolojinin de çok büyük etkisi var; bu teknoloji perde çekti ruhlarımıza. Sanal alemlerde yaşanan duyguların sahteliği kadar sahte oldu hayatlar. Bilgisayarların açma düğmesiyle başlayan hayatlar kapama düğmesiyle bir süreliğine durdurulur oldu. İnsanlar sokaklarda, evlerinin içinde aldıkları nefesi bile resmedip paylaşır oldu sosyal alemde.. Bazen düşünüyorum bu insanoğlu ne teşhirciymiş diye!!! Ama uyum yasası devreye giriyor, yaptırıyor insanoğluna istediğini, aksi halde izlenmez, istenmez, arzu edilmezlikle suçluyor; eh bu durumda gereken yapılıyor. Ruhlar donuklaşıyor, sahteleşiyor..
Şimdi tüm bunları bilirken hala bazı kavramlardan bahsetmek ya da bunları istemek uyum yasasına ters düşmüyor mu? Düşüyor tabii; o zaman akıllı olmak ve gerekeni yapmak lazım.. Duygusuz, ruhsuz, kolay, tüketen ve tükenen...
Ya da.. Ya da bildiğin yolda devam etmek, istemek, bilmek beklentilerini ve ne olursa olsun vazgeçmemek kendinden.. O zaman ee o zaman en hayırlısı olsun hakkımızda...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder